ÇIĞLIKLARINI YONTULARA SIĞDIRAN SANATÇI: KUZGUN ACAR


Abdülahet Kuzgun Çetin Acar, 28 Şubat 1928 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Etiyopya’lı annesi Ayşe Zehra Hanım ile Nazmi Acar’ın evlilik dışı çocuğu olan Kuzgun Acar, babasının nüfusuna ancak 14 yaşına geldiğinde amcasının ısrarıyla kabul edilebilmişti. Babasından sevgi görmemiş bir çocuk olarak büyüyen Kuzgun annesiyle birlikte yoksulluk içinde bir yaşam sürdü. Nazmi Acar varlıklı olmasına rağmen oğluna sahip çıkmamıştı. Küçük yaşta kendi ayakları üzerinde durmak zorunda kalan Kuzgun, “Yaptığım her yontuda mutlaka bir çığlık vardır” sözleriyle çektiği zorlukları sanatıyla nasıl harmanladığını hissettirir.


“İlginçti aslında yaşamımız. Babam çok olanaklıydı, ama tavırlıydı bize karşı. Ben üç yaşındayken ayrılmışlar. Ben bir işçi ananın çocuğu olarak büyüdüm. Zaten hep otomobil halı yıkadım. Mensucat ustabaşılığı yaptım. Belki de hâlâ süre gelen hırçınlığım bundan geliyor.”

Sultanahmet’teki İstanbul 1. Ticaret Lisesi’nde öğretmenlik yapan amcası Kuzgun’u çalıştığı okula kaydeder. Sanatçı 1948 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Heykel bölümüne girer ve Rudolf Belling’in öğrencisi olur. Sonrasındaysa Ali Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu’nun atölyesinde öğrenimini sürdürür. Öğrencilik döneminde soyut heykel üzerine çalışmayı tutku derecesinde sever. İlk sergisini 1952 yılında Maya Sanat Galerisi’nde açar. Henüz üçüncü sınıf öğrencisiyken açtığı bu sergide, yontma kadın heykellerinin yanı sıra, tahtadan yaptığı figüratif ve dekoratif işlerini de sergileme fırsatı bulur. Kuzgun, geçim mücadelesini birçok işte çalışarak sürdüren annesini Akademi’de öğrenciyken kaybeder.


“Önceden ben bilmiyordum heykeltıraş falan olacağımı. Bilemezdim de çünkü hep Michelangelolar var zannediyordum yeryüzünde. Onlarla da aşık atamayacağımı biliyordum. Ama o kadar çok seviyordum ki, bir özel uğraş olarak yapabilir miyim diye girdim Akademi’ye. Orada Zühtü Müridoğlu, Hadi Bara diye iki tane kocaman ustanın kocaman yüreğiyle karşılaştım.”

Kuzgun Acar'ın en ünlü yapıtı "Kuşlar"

Akademi’den 1953 yılında mezun olan sanatçı, 18 aylık askerlik vazifesini Silivri Selimiye’de tamamlar. Askerliğin ardından 1955 yılında ilk evliliğini Münire Abduşef’le gerçekleştirir. Bostancı’da ikamet ettikleri sırada kendini çalışmalarına veren Kuzgun Acar, 1961 yılında üç demir heykeliyle 6. Sao Paulo Bienali’ne katılır. Sanatçı ürettiği eserleriyle 1962 yılında birçok ödüle layık görülür. Bianel’de kazandığı birincilik ödülüne ek olarak burs ve Paris Modern Sanatlar Müzesi’nde sergi düzenleme fırsatı yakalar. Kuzgun, kazandığı burs sebebiyle Paris’te bulunduğu sırada 1966 yılında ikinci evliliğini yapacağı Bige Berker’le tanışır. Bu süreçte pek çok müze ve sanat galerisinde eserleri sergilenir. Fakat sanatçının eserlerinden birçoğu zaman içinde yok oldu ve günümüzde adı dahi unutuldu.


Hakkari belgeselinin çekildiği sırada Kuzgun Acar.

Film çekimine ilgi duymaya başlayan Kuzgun Acar, 1968’de Dağcılık Federasyonu'nun düzenlediği yaz kampına katılarak Hakkari belgeselini, 1969’daysa Engin Ayça ve Ahmet Soner’le birlikte Kanlı Pazar belgeselini çeker.


1971’de son izdivacını gerçekleştiren Kuzgun, Fersa Pulhan’la evlenir. 1972’de darbe döneminde 24 gün gözaltında kalır. Kuzgun Acar’ın yaşamı maddi sıkıntılar ve toplumsal çalışmalar içinde geçer. 4 Şubat 1976’da geçirdiği beyin kanamasından ötürü hayata gözlerini yumduğunda dahi yaptığı son şey sanatını icra etmek oldu.






  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember