ÇIKMAZ AYIN SON ÇARŞAMBASI

Sıradan bir çarşamba sabahı, kuş sesleri yankılanıyor bahçede neredeyse dünün aynısı. Temmuz dayanmış kapıya, nefes almak bile zor bu sıcakta tüm pencereler açık ama nafile ter damlıyor göğsümden kağıda. Hiçbir işe varmıyor elim, erteledikçe birikiyor görevlerim ama hevesim yok hayatın akıntısına kapılmaya hem zaten yapılacaklar listem de nerede bilmiyorum. Altı günden fazla oldu banyo yapalı, o günden beri tarak değmedi saçlarıma ondandır ki avuç avuç dökülmeye başladılar, evin her köşesinde dibi gelmiş sarı saç telleri. Ter kokusu sindi tenime iyice, parfümüm nasıl kokuyordu unuttum. Günlerdir aynı pijama üstümde, derime yapışmış gibi alıştım ona, çıkarasım gelmiyor. Kimseyle konuşmak istemiyorum, telefonumun bataryasını çıkardım dün gece. Aslında elimde olsa unutacağım tüm kelimeleri daha fazla düşünmemek adına ama öğrendim imkansızın peşinden koşmamayı. O yüzden dilsiz gibi davranıyorum artık, bir sesim yokmuş gibi. Konuşsam ne konuşacağım ki? Yoruldum aynı hikayeyi en baştan anlatmaktan, birbirinin aynı cevaplarla kendimi savunmaktan. Kabul mu edeceğim yapmacık üzüntüyle söyleneleri? “Eee tatlım sen de ne yaptıysan kendine yaptın gitmeyecektin onun peşinden, biz söyledik sana.” Kimsenin süslü, acı dolu sözlerine ihtiyacım yok, hiçbiri acımıyor bana biliyorum, şükrediyorlar hatta bunu yaşayanın kendileri değil de ben olduğumda. Zevkten dörtköşe oluyorlar gözlerinin önünde gökyüzünden yerin en dibine çakılmış olmama. Sevdiklerinin koynunda yatarken fısıltıyla şükrediyorlar yüreği yananın bir başkası olduğunda, rüyalarında bile mutlular onlar. Bense uyanamadığım, sonu olmayan bir kabusun içindeyim. Her gün en baştan yaşıyorum en büyük hatalarımı, canımdan can koparan acılarımı. Huzur, heyecan, sevinç lügatımın bilmediği hisler artık, sanki hiç yaşamamışım. Yıpranmış bir tuval sanki hayatım, yarım kalmış bir şarkı, silinmiş cümleler ama izi bende saklı.

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember