İZ


Acılarına üfleyerek büyümüş bir çocuğa “sen güçsüzsün” diyemezsiniz. Çünkü onun sırtında her acı bir kırbaç darbesi gibi şaklamıştır. Bazı izler ruhta derin acılar bırakır. Anlaşılmazdır yaşamayan için izi kalmış acılar…

Sessiz bir kız çocuğuyum, bütün pisliğini içime kusan. İçim kaskatı, İçim pislik. İçimde yeşeren güvenilmez bir adam siluetisin sen. Sildikçe ruhumda daha çok iz bırakan. İzin kara kuzgundu kabuk bağladıkça aynı yerden deşip durdu. İyileşmesi yirmi iki yıl sürdü. Yirmi iki kere aynı yerden aynı tabuta girdim. İçim bir morg kadar soğuk… Kanı çekilmiş bir cesedim ben, elimde neşterle otopsi yaptığım bedenimdeki izi kalmış acıları koparıp, benliğimi silip atıyorum. Cinayet romanındaki Jane Doe benim. Kimliğim belirsiz, failimse meçhul.

İyileştikten sonra tuzlu suyun öfkesini içtim yudum yudum. Her gözyaşımda tek tek boğuldum. Tüm öfkemi kustum. Gerideyse donuk bir hissizlik kaldı. Ve ben bir çuval gibi yığıldım. İçim sahra çölü kadar kuru. Gözleri kör eden bir kum fırtınasına bıraktım ruhumu, kilometrelerce ötelere savruldu.




-Büyülü dokunuşları için Sümeyra Bülbül’e ithafen-


Resim: Rebecca Ariel Porte

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember