Put

kendimi bir şey gibi hissedemediğim her ev rüyamda üzerime yıkıldı. bazıları yıkılana kadar uyanmadım. bazı akşamlar sabaha kadar n’olur bilmiyorum. ne çok cevap borçlusunuz bana. beklemeyi bir parkta terk ettim. evet. dilimi ısırmadan konuşmayı hiçbirinizden öğrenmedim. belki kendi kendime kazanıp kaybettiğim hiçbir savaştan sizler sorumlu değilsiniz ama düşünmeden kurduğunuz cümleler, söyledikleriniz sonra unuttuğunuz kelimeler günah gibi dikildi durdu bir yerlerde. siz bunu da bilmezsiniz. hangi sokaktan hangisinin tokadını yediğimi ben de bu yüzden bilmiyorum. ibrahim’in ateşle ahbaplığı eskilere dayanırmış. ben yeni tanıştım. ateş belki ibrahim’i sever ama beni sevmedi. bunlar uyusun kalsın. bir zaman kırılmakla ilgili bir şeyler söylemişti birisi. hepsi öyle kafamı çevirince kayboldu gitti. insan yalnız kalınca bildiklerini unutur ya da bildikleri yüzünden yalnız kalır. bir önemi yok çünkü hatırlamak sizin hiçbir yerden ahbabınız değil. öylesine yaşayıp öylesine konuşuyorsunuz ama dağ sırtında taşıyana ağırdır. siz çok dağı öylesine öksüz bırakmışsınız. ne çok hiçbir şeyden haberiniz yok. ne de güzel uyuyup uyanıyorsunuz. biriyle ya da birileriyle uyandığımda da hiçbirini unutmamıştım ben. tebrik beklemiyorum ama teşekkürünüzü edecekseniz karşı kaldırımda durayım ben. uzaklaşamadığım her yerden aynı şeyi öğrendim. bu yüzden ben kırılmayı puttan iyi biliyorum.

Simon Hantaï (Hungarian-French, 1922-2008) - Untitled, Oil on canvas, 102 x 107 cm (1952-53)

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember