Alfred Hitchcock'un 121. Yaş Günü

Bugün, tüm zamanların en iyi yönetmenlerinden biri olan Alfred Hitchcock'un 121. doğum günü.


Sapık (Psycho), Kuşlar (The Birds), Arka Pencere (Rear Window), Ölüm Korkusu (Vertigo) gibi klasikleşen yapımları başta olmak üzere 70'e yakın filme imza atan Alfred Joseph Hitchcock 13 Ağustos 1899'da Londra'da dünyaya geldi. Mühendislik eğitimi gören ünlü yönetmen, çocukluk yıllarını ailesinin bakkal dükkanında geçirdi ve katı bir Katolik eğitimi aldı.

Londra'daki Ignatius College adlı Cizvit okulunda öğrenim gören Hitchcock, okul arkadaşları tarafından "Cocky" yani "Burnu Havada" lakabı ile çağırılırdı. Anne ve babasının tuhaf ceza yöntemleri vardı. Babası, Hitchcock'u henüz beş yaşındayken eline bir not tutuşturup karakola gönderdi. Notu okuyan polis, babasının isteğini yerine getirerek Alfred’i hücreye attı. 10 dakika sonra da “Kötü çocukların başına böyle şeyler gelir” diyerek bıraktı. O günden sonra, polis tarafından suçsuz yere cezalandırılma travması oluştu. Bu temayı ileride filmlerinde sıkça kullanan yönetmen, ceza olarak kendisini yatağının önünde saatlerce tek ayak üstünde bekleten annesini de filmlerinde kaçık anne tiplemesiyle anlatmıştır. Koyu Katolik eğitiminin sebep olduğu "Katolik Sanatçı" damgasını reddetse de günah, ceza, suçluluk duygusu temaları filmlerinde sıkça görülür. 15 yaşında babasını kaybeden ve evlenene kadar annesiyle yaşayan yönetmenin ilk işi Henley's reklam şirketinde çizerlik yapmak olmuş, sinema yolculuğu ise sessiz filmlerin yazı tasarımlarını yapmakla başlamıştır.

21 yaşındayken Famous Players Lasky Film Stüdyosu’nun Londra şubesinde prodüktör yardımcısı olarak çalışmaya başlayan yönetmen, ilk filmi kabul edilen no.13'ü 1922'de çekmiş fakat film tamamlanmamıştır. Kayıp olan no.13, 2011 yılında Yeni Zelanda'da bulunmuştur. Kayıp film bobinleri sırrını korumaya devam ediyor.

“Sinemayı öğrenmenin en etkili yolu sessiz film çekmeye çalışmaktır” diyen Hitchcock'un etkileyici efektler kullanarak çektiği birçok kısa filmi vardır.


Hitchcock'un Filmografisine Kısa Bir Bakış

Çektiği ilk uzun metrajlardan olan, sessiz bir film olarak çekilip sonradan seslendirilen, İngiltere’nin ilk sesli filmi 1929 yapımı Şantaj (Blackmail) genç Alice White'ın başından geçen gerilimli olayları anlatıyor.

1930'larda sinema dilini netleştiren, dünyaca ünlenen Hitchcock, 1939 yılında İngiltere'den ayrılır ve sansürün hakim olduğu Hollywood'a gider. Hollywood’a ilk olarak ‘Titanik’ isimli filmi yapma amacıyla gelmiş fakat yapımcının fikrini değiştirmesiyle ‘Rebecca’yı çekmiştir.


Karısı Rebecca’nın ölümünün ardından yeniden evlenen Maxim de Winter ve Rebecca’nın ölümünün ardındaki sırrı anlatan, İngiliz yazar Daphne du Maurier’in 1938 tarihli romanından uyarlanan film, 1940 yılında En İyi Film Oscar’ını kazandı.



1946’da yönettiği Aşktan da Üstün’de (Notorious), Cary Grant ve Ingrid Bergman’ın başrolleriyle aşkla harmanlanan bir casusluk hikayesi anlatan Hitchcock, filmde atom bombasında kullanılmak için şarap şişelerinde saklanan uranyum tozları fikri yüzünden bir süre FBI tarafından takip edilmiştir.

Usta yönetmenin ilk renkli filmi olan Ölüm Kararı (Rope) tek mekanda geçer ve neredeyse kesintisiz olarak çekilmiştir. Seyircinin beklentisini altüst ederek katilleri ve cinayeti filmin açılışında gösteren Hitchcock, 1946'daki bu radikal tavrıyla gizemi çözmesi gerekenin seyirci değil, filmdeki karakterler olduğunu hissettirmiş, aynı zamanda hikayeyi gerçek zamanlı anlatmıştır. (Olay sürecinin filmin süresine eşit olması.) Film yaşanmış trajik bir olaya dayanır. 1924 yılında, Chicago Üniversitesi’nde okuyan Leopold ve Loeb isimli iki öğrenci 14 yaşındaki Robert Franks’ı katleder. Nietzche’nin üstün insan felsefesinden ve Böyle Buyurdu Zerdüşt isimli eserinden etkilendikleri söylenen iki öğrencinin işlediği cinayet aynı zamanda yüzyılın cinayet olarak da kabul edilir. Çekildiği dönem koşullarında çok yenilikçi ve deneysel bir film olmuştur.

Ünlü yönetmen 1954’te yönettiği Arka Pencere’yi (Rear Window) şöyle anlatıyor: "Arka Pencere, tam anlamıyla özgün bir sinema filmi yapmak için bir fırsattı. Elinizde yerinden kıpırdamayan ve dışarıyı izleyen bir adam var. Bu, filmin bir parçası. İkinci parçası ise, onun tepkilerini gösteriyor. Bu aslında sinemasal düşüncenin en özgün anlatımıdır.”

Fotoğrafçı Jefferies (James Stewart) çekim esnasında bir kaza geçirir ve bacağını kırar. Evinde kalması gereken fotoğrafçı, komşularını gözetlemeye başlar. Film izlemek, gözetlemektir. Vayorizmin doruklarındaki bu filmde de biz Jeff'i Jeff başkalarını gözetlemiyor mu?

Gişede başarısız olsa da çekim açıları ve daha önce denenmemiş bir teknik kullanmasıyla kuşkusuz bir başyapıt olan Vertigo, Hitchcock'un en sevilen filmlerinden. Tıpta baş dönmesi anlamına gelen Vertigo, “Dolly Zoom” tekniği ile izleyicilerin başını döndürüyor. Bu teknik sinema tarihine “Vertigo Efekt” ve “Hitchcock Zoom’u” olarak geçti. Bilgisayar grafiklerinin kullanıldığı ilk film olarak da tarihe geçen yapıtın, 1989 yılında Kongre Kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi'nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir. Zengin bir iş adamının psikolojik sorunlar yaşayan karısını (Kim Novak) mesleği bırakma aşamasındaki yükseklik korkusu olan bir dedektife (James Stewart) takip ettirmesini anlatan film, kontrolcü ve takıntılı arzularla yoğun bir psikolojik gerilim deneyimi sunuyor.

Hitchcock'un en ünlü filmlerinden olan Sapık (Psycho), Robert Bloch’un Wisconsinli katil Ed Gein’den esinlenerek yazdığı romanından uyarlamadır ve usta yönetmen kitabın telif haklarını satın aldıktan sonra kopyalarını piyasadan toplatmış, hikâyenin sonunun öğrenilmesine engel olmak istemiştir. Filmle ilgili diğer ilginç bir detaysa, oyuncuların da filmin sonunu çekim anına dek bilmemesi.

Filmdeki yoğun gerilim sebebiyle seyirciler arasında çığlık atanların hatta bayılanların olduğu söylenir. 1959 yılının sinema sansürü kurallarında kanlı sahneler yasaktı. Sinema tarihinin en başarılı ve akılda kalıcı duş sahnesi ise tam bir hafta boyunca tekrarlanarak, 78 farklı açıdan çekilmiş; 52 kesme barındırıyor ve 52 saniye sürüyor. Hatta bu konuya özel hazırlanan Netflix’te yayınlanan 78/52: Hitchcock’s Shower Scene isimli belgesel Psycho’nun efsanevi duş sahnesini konu alıyor. Sapık, dünyada en çok izlenen ve kapalı gişe oynayan filmlerinden biri olmasıyla, Alfred Hitchcock’un finansal anlamda en çok kazandıran filmi olmuştur. Bir milyon doların altında maliyetle tamamlanan film, 50 milyon dolar hasılat yapmıştır.

Bir nesle kuş fobisi yaratan film: Kuşlar (The Birds)

Hitchcock, Kuzey Kalifoniya’da tatil yaparken okuduğu bir haberle Daphne du Maurier’in kısa bir öyküsünü birleştirmiş ve 1963’te Kuşlar'ı çekmiştir. Bodega sahiline saldıran farklı türden kuşların yol açtığı dehşeti anlatan film, kendinden sonra çekilen doğanın insandan öç almasını işleyen birçok filme öncülük etmiştir.

Başrol oyuncusu Tippi Hendren'ın kuşların saldırısına uğramasıyla ünlü yönetmen epey eleştirildi. Hatta Alfred Hitchcock ve Tippi Hedren arasında Kuşlar’ın çekimi sırasında yaşananlar 2012 yapımı The Girl filmine konu oldu.

Hitchcock'un sinemaya katkıları saymakla bitmez. Filmlerinde küçük rollerde görünerek yeni bir akım yaratması (Cameo), Vertigo efekti, sansür uygulamasını dehası ile aşması, gerilimin babası (master of suspence) olarak anılması için sadece birkaç sebep. Ünlü yönetmenin doğum gününü kutluyor, sinemaya kattıkları için minnet duyuyoruz!

Kaynak: Listelist, FilmLoverss

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember