ARTI ON İKİ KEZ

Ben, günah sayan meleklerin gözünü yumduğu günahların birinde düştüm annemin rahmine. Diriliğimi orada sakladım, tam yirmi üç yıl boyunca.

Günah sayan meleklerin gözünü yumduğu günahlar gördüm, doğdum.

Doğumumdan yaklaşık birkaç yıl sonra boğuldum.

Babalar put sanırdım. Baba kalbi görmemiştim. Gördüğüm gece kendi kalbimi gömdüm.

Babamı ben döktüm. Babam ciğerimin tuzunu affetsin.


 

kadıköy balık pazarında,

bir balığa sarılıp ağlayan bir kadın yetiştirdi babam.

geldiğiniz,

güldüğünüz,

ağladığınız,

beslediğiniz,

yediğiniz,

kustuğunuz,

tükürdüğünüz

bir kadın ismiyim,

varlığını artı.on.iki.kez. reddetmiş.

çığlığımı naftalinleyip kaldırıyor annem.

kendimden çıkacak gibiyim.

tekrarlıyorum.

kendimden çıkacak gibiyim.

tekrar!

ken dim den çı ka cak gi bi yim

sessizce.

oturduğum iskemle kırılacak,

ayakları iki yana açılacak,

babam hiç dokunmayacak.

kırılan şeyler babamın ilgi alanında değil.

düzeltiyorum.

bu evde, kırılan şeyler babamın ilgi alanında değil.

bu evde olanlar hiçbir zaman babamın ilgi alanında olmadı.

mutfakta kırılan bardaklar,

akvaryumunda pişen balıklar,

karnı yarılan yastıklar.

yemekler.

annemin yemekleri zehir olana kadar karabiber atılan,

içine parmak doğranan,

yanığın suyuyla kavrulan,

gözünün yaşıyla haşlanan sebzeler.

kanına kadar kuruyan etler.

kanı pişen şeyler babamın en sevdiği.

bir de üzümlü, üzümlü en üzümlü keklerim.

içine en çok üzüm eklerim.

böylelikle sevgimin ekşi tadını babamdan gizlerim.

-şimdiden gizlenerek, yeni bir gelecek-

anneme,

ladese tutuştuk arkadaşlarımla derim,

lades kemiğinin benden çıktığını da gizlerim.

anılarımı değiştiririm.

annem tam bir mimar.

gelinliğini bile atar ama anılarımı saklar.

unuttuğumda,

hepsini çıkartıp yeniden kurar.



pembe okul çantamın içinde hiç de pembe olmayan taşlar.

düğümüyle suçlanan urganlar.

birinin intihar ipi gibi öylece,

öyle boş boş

booooooooomboş hiçbir şeyden habersiz.

tercihsiz.

günahın bir parçası gibi görülen

boş bir odanın sesi gibi duruyorum.

110 112 155

110 112 155

içimin siren seslerini sadece ben,

sadece ben duyuyorum.

babamın denizi iştahla,

minicikliğimi ayırt etmeden dişlerini geçiriyor.

çiğniyor.

çiğniyor.

çiğniyor.

ağzında döndürüp duruyor.

nefes almama hiç izin vermiyor.

beni ben pişirmedim ama yenmesem çürüyecektim.

sindiremeyenler bir gün sindirilirler.

sindirilemeyenler tükürülür.


midyelerin üzerinde ilk öpücüğüm.

ıpıslağım.

bir o kadar da kupkuru.

dışarıda unutulmuş bir ekmek kadar ufalanıyorum.

serçeleri doyuruyorum.

karga geliyor kolumu koparıp kaçıyor.

korkmuyorum.

kendimi, kendime bile ait hissetmiyorum.

kolumu sevmiyorum.

kalan son nefesimi bin üç yüz üç adımda

yavaş yavaş

yavaş yavaş

yavaş yavaş

odama taşıyorum.


hiçbir yapboz başka bir yapbozun parçalarıyla tamamlanmazmış.

almak eksiltenmiş,

vermek eksilten.

yaşamak, yendiğin kadar yaşamakmış.


kapıdan annem giriyor.

kapıdan babam.

kapıdan herkes.

kapıyı kimse görmüyor.

kapı biliyor;

kapıdan girenler beni tekrar tekrar tekrar yiyor. kapı konuşuyor:

tadın vişneye benziyor.

 

Tanrım, kalbimi bir meyve gibi yetiştirip ağaçların dallarına as. Çünkü biliyorum, insan içine gömüldükten sonra annesinin karnına geri dönse bile, ölü doğardı.


 

Resim: Paul Wunderlich

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember