Azabel Gaşiye

Yazacak ve yaşayacak bir şeyin kalmadığında, konuşacak ve susacak cümlen kalmadığında, düşeceğin ve tırmanacağın bir uçurum kalmadığında eşitleneceğiz. Bu eşitlik bizi birbirimize bağlayan ip olacak. Farklı yönlere koşmaya çalıştığımızda ikimizin de canı yanacak, bu yüzden yan yana koşmayı öğreneceğiz. Yalnızca ikimizden birisi öldüğünde diğeri özgür kalacak. Peşinde bir ceset sürükleyen özgürlük... Fakat sevinme, henüz ikimizin de adını hiç duymamış bir ölümden bahsediyoruz. Ölüm adımızı duyana, adımızı ezberleyene kadar yaşayacağız. Her sabah biraz daha eksileceğiz, kum saatinin kumları gibi döküleceğiz ölüm boşluğuna. Çukur dolduğunda, son kum tanesi düştüğünde, ölüm adımızı öğrenecek. Zaman, ruhumuzu içine çeken bir kara delik olacak.


Ağzımdan dökülen cümleleri korku ile izliyorsun. Korkma, korku güçsüzlüğü doyurur. Korktuğunu, masanın üzerinde duran bıçağa bakan gözlerini, aklının içinde yatan katili görebiliyorum. Bizi birbirimize bağlayan, farklı yönlere koşmamıza engel olan ipi kesip hayalini kurduğun özgürlüğe koşmak istiyorsun. Bu o kadar da zor olmamalı. Peki masanın üzerinde duran bıçağın aramızdaki ipi kesecek kadar gücü kalmadıysa ve cinayet işleme sırası bana geçerse ne yapacaksın ? Biliyorum, kim olduğumu merak ediyorsun. İçinde yaşadığımız tarihi ve neden odanın bu kadar karanlık olduğunu merak ettiğin gibi. Kim olduğumu öğrendiğinde tarihinde, odanın karanlığının da bir önemi kalmayacak. Kim olduğumu öğrendiğinde birbirimizden ayrılacağız. Çekim kuvvetimiz gücünü kaybedecek, aramızdaki ip kopacak. İkimizden birisi kuyunun dibinde kalacak. Fakat şimdi bunları düşünmenin zamanı değil. Aramızda hala cevaplanmamış binlerce soru var. Şimdiye kadar etrafında yaşayan bütün insanların senden daha şanslı olduklarını düşündün ve bu yüzden tanrı ile arana günah kadar sert duvarlar ördün. Gerçeği görmek istemediğin için gözlerin kapalı yaşamak istedin. Yağmurdan kaçtın, ateşten korktuğun için sigara içmeyi bıraktın, soğuğu hissetmemek için geçmişini yaktın. Bundan dolayı saydamlaştın. Dostun yok, düşmanın yok, ailen yok, sevgilin yok, inancın yok. Kocaman bir boşluğa dönüştün. Tarifi olmayan kocaman bir boşluk, kocaman bir hastalık. İnsanların yakalanmaktan korktukları bir hastalık. Bu yüzden senden kaçıyorlar. Adreslerini, numaralarını, isimlerini senden saklıyorlar. Sana dokunan son kadını hatırla. Senin ölümcül bir hastalık olduğunu bildiği halde seni sahiplenen son insanı hatırla. Seninle uyuyan, ona bulaşmana izin veren son vücudu hatırla. Yeshu, nereden geldiğini anlayamadığı sesin kaynağını bulmaya çalıştı. Ruhunun duvarlarını yıkan çalışma makinelerini, bacaklarını koparan mayınları, sesini yutan sessizliği... ''Ruhum...'' dedi. Yutkundu ve devam etti. ''Ruhum, tanrının inşa ettiği kaçak bi' gecekonduydu ve artık yıkılmasının zamanı gelmişti'' diye söylendi kendi kendine. Yaptığı hataları düşündü ve bütün hataları hayatına giren kadınlarla kesişti. Uçurumun kenarında olduğunun farkındaydı, fakat henüz rüzgarın esmesine çok vardı.







Resim: Mimmo Paladino

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember