BİR GECEYE AİT NOT

Ben senin yüzünün çizgilerinde dolaşıyorum. Farz et ki karanlık, bomboş bir odada, elimi uzatsam tutabilirmişim; fark etmem iki senemi adı. Seni düşünürken fark edemediğim bin tane şey vardı: somut ve soyut olaylar bütünü. Senin de kusurlu olduğunu, senin de bir insan olduğunu, senin de bana katlanmak zorunda olmadığını anlamam tam iki senemi aldı; fark edemedim seni düşünmekten. Zihnimin bütün boşluklarını seninle doldurdum. Bir tür uyuşturucu. Ağızda acı, kekremsi bir tat, daha fazla hissedemezdim. Bu çok derin bir cümle: hissetmek canımı acıtıyordu. Hiçbir şey acıyı ve hazzı aynı anda yaşatamadı seni düşünmek, seni hissetmek kadar.


Ben senin yüzünün çizgilerinde hayatımın anlamını arıyorum. Bulduğumda kaybediyorum. Silüet gibi geçip gidiyor bakışların, bir trenin arkasında bıraktığı izlerin peşinden gidiyorum.


Ben o loş, küçük barlarda karşımda bambaşka insanlarla otururken, “bi lavaboya gideyim” dedikten sonra yürüdüğüm beş metrede seni düşünüyordum. Barda oradan oraya salınan sigara dumanlarının arasından süzülüyordun. Doğanın rahminden sızıyordun sen. Yaralardan, bira şişelerinden, pişmanlıklardan, o hep son dakikalardan, dönemeyişlerden, anlatamayışlardan, bakışlardan, gürültülerden ve sessizliklerden sızıyordun. Okyanuslardan taşıyordun. Bilinmezliğin bilinen, görünen yüzüydü senin yüzün. Zihnim tıklım tıklım seninle dolu. Kalabalığısın sen zihnimin. En acı, en sessiz, en gürültülü kalabalığı. Senin araların var, senin boşlukların var, senin sonraların var; senin öncelerin mevcut değil.


Ben senin yüzünün çizgilerinde dolaşıyorum. Birinden birine geçerken artmıyor da ne oluyor acım. Bu keskinliği durduracak tek bir yer aradım, bıçak gibi kesilen gölgeler var geride bıraktığım. Bu cümle derin bir cümle: Acımdan ağlayamadım.


Senin yüzünün çizgilerinde dolaşıyorum. Senin yüzünün çizgilerinde saklı benim kaderim. Yüzünün çizgilerine yazılmış tüm kederim. Senin yüzünün çizgilerinde benim geçmişim ve geleceğim saklı. Benliğim, aslında kim olduğum, nerede nelere sustuğum, kendi kendime saklanmalarım ve yine kendi kendime özgürleşmelerim... Bir bir sakladım kendimi sende. Bir bir yazdım bu kelimeleri.


İnsanlığın geldiği bu kötü dünya düzeninde sen denizlerden taşıp, kıyılara vuruyorsun. Vurduğun kıyılarda şekiller oluşturuyor, akarsular yetiştiriyorsun. Ormanlarda açıyorsun, en verimsiz topraklarda dünyanın en güzel bitkilerini yeşertiyor senin yüzünün çizgileri. Seni sevmiyorum. Nefret de etmiyorum. Yaşıyorum sende.

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember