BİR VAR OLUŞUN YOKLUĞA DOĞRU İÇİNDE

Doğduğumdaki bebek çığlığım nefes alıp almadığımın ispatıydı dünyaya, yalnızlığımın da. Dünyanın da çok umurundaydım ya. Anne ve babamın? Sanmıyorum. Gerçi ne fark ederdi ki; beni yapmak isterken o zevk anında akıllarının ucundan bile geçmedim-n. Gelgelelim sonrasında da kendi duygu tatminleri için bakmadılar mı bana? Yaşadıkları çevreden bir karakter, düşünce ve duygu oluşturup toplumda onların istedikleri bir parça olmam için öğüt vermediler mi, ya da dayak atmadılar mı? Ne bileyim, erkeklik ve kadınlık gösterisi sunmadılar mı boy boy? Dilleri söylemese de tavırlarıyla ya da bir bakışlarıyla yön vermeye çalışmadılar mı? Kendi ahlak ve düşünce yapılarına ters düştüklerinde benlikleri kırılmadı mı? Sırf çevrelerinden beslenip büyüttükleri karakterleri? Bu kırılma da o güruhun varlığından değil miydi sanki? Sanıyor musunuz ki başkaları olmasa yine de bunları yaparlar? Sizi temin ederim düşünmeleri bile ilahi olurdu. Oysaki bir başka çevre de benim varoluşumun tezahürüydü. Benliklerini okşamak, istedikleri ya da istediklerinin fazlasını ortaya koymak kadar da basitti. Kimin için?

En pesimist düşüncede de en optimist yaklaşımda da her varoluş doğumdan ölüme, kendi benliği için yaşar. Zıtlıkların prensibinde. Bu varoluşun temel taşıdır zira. Yaptığın her eylem, kurduğun her düşünce ve hissettiğin her duygu kendi varoluşunu ispatlamak içindir kendine, bir başkasının ispatından etkilenerek. Baktığında böyle görmezsin. Böyle düşünmez, böyle hissetmezsin. Biliyorum ki şunu da diyebilirsin:

- Hayır, ben başkası için de yaşıyorum, onun için çalışıyorum, onun için korkuyorum, onun için savaşıyorum, onun için üzülüyorum, seviniyorum, alçalıyorum… Ve fakat:

O mutlu olsun diye yaptığın şey bile kendi mutluluğun için olduğunu unutma! Zira onun mutluluğu senin mutluluğundur. Onun uğruna kendi ölümünü göze alsan ve ölsen dahi, kendini düşünmeden yapmış olmazsın. Neden mi? Çünkü çevre sana kahramanlığın yüceliğini öğretmiştir, annenin merhametini, babanın sevgisini, arkadaşın fedakârlığını ya da tüm insanlığın saygınlığını. Bu kodlanmış toplum bilinci içerisinde ölsen de hangi sıfat uğruna kendini onun için yok ettiğini bildiğinden bunu yapmaktan çekinmeyeceksindir. Yapmadığında ise kendine kattığın duygularında, huzursuz yaşatacağı duygusu, içgüdüsel olarak peyda olup, toplum öğretilerini yok saymaktır ve seni toplumsal normlarda yaşatan başkalarını öldürmek demek olur ve bu da kendini öldürmenin başka bir yoludur. Ki onun için doğmadığını benim gibi nefes alarak gösteriyorsun.

Kendi varoluşunda duyguların, ahlaki yapın, düşüncelerin ve eylemlerin tatmin olmak için tohumlandı.

Yalnızlığın görülmeyen ekseninde bir varoluş mücadelesi bu. Bir tanrı bilinci. Belirsizliğin içinde var olurken ne kadar da belirgin hissediyoruz kendimizi. Sonsuzluk ekseninde sonu olan bir düşüncede. O denli büyük, o denli tasavvur bile edemiyorken boşluğu, gözlerimizin gördüğü kulaklarımızın duyduğu ve bedenimizin hissettikleriyle dolduruyoruz aklımızı. Ve yaşıyoruz yalnız olduğumuz bir varoluşun kendine doğru içinde.

Bir haykırışla ispatlamak istediğim var oluşumu anlamadığım ve anlayamayacağım, aynı zamanda anlamayacağımızı bildiğim bir bilinmezliğin içinde, başka biçimlerde ya da aynı biçimde ispatlamaya devam edeceğim esriyerek. Senin de çığlıklarından etkilenerek olacak bu.

Koskoca bir bulutun döktüğü yağmur damlaları arasında, bir kumsalın tek bir tanesinde, milyonlarca hücrenin arasında ya da havanın tek bir zerresinde gördüm ben yaşam boyu iniltiyi. Seni de gördüm, hissettim orada; saçlarımı ıslatıp, ayaklarıma değdiğinde ve nefesimin içinde büyüttüğüm hücrelerimin ıssızlığında.

Yalnızlığını hissedip algıladığında, bu sonsuz boşluğun bilincinde, çığlıklarının da boşlukta kaybolduğunun farkındalığı, seni boşluğun kendisi yapacaktır. Kendinle var olduğunu, çığlıklarının, o ilk sana benzeyen bir maymunun doğurduğu veya bir tanrı çocuğunun gelişiyle, sana bulaşıp sana benzemeye devam edeceklerine attığın çığlıklarınla, yalnızlığı ortaya koyuşundur.

Benim için atılan çığlıklara teşekkür ederim. Senin için attıklarımı sen de başkaları için at. Zira o çığlığı atmasalardı ben bu varoluşun güzelliğini bu şansı bulamayacaktım. Şans diyorum zira tohumum atıldığında içgüdüm her yaşam hücremi güzel olduğuna ikna etmişti bile.

Yalnızlıktan kurtulup yalnız kalmak ümidiyle...

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember