Dünyanın Lağımı

öylesine bir yerin öylesine bir yerinde. hava biraz soğuk, ellerin biraz üşümüş. ne diyeceğini bile bilmeden. üstelik saatlerdir kahkahalarla etrafa neşe saçmış-ken. öylesine bir yerin öylesine bir yerinden kaçıp gitmek istedin ya birdenbire. ben seni anlıyorum bana da olmuştu ondan. uzun süre sonra bile göremediğin tüm arkadaşlarının, soyadını hatırlamadığın sevdiklerinin, eskiden taşlarını tanıdığın kaldırımların, dolabının, ellerinin, o güzel güzel dostluklarının arasından bir yerden hiç eksik olmayan o duyguyu biliyorum. aklımın iplerini evet saldım. iki uçlu bıçaklar seni de affetmemiş. artık bir öpücüğün can yakabileceğini öğrendiğini, ânın değerini bildiğini biliyorum. durum böyleyken nelerin seni alıp nereye götüreceğini düşünme sakın, ben düşünmüştüm hiç güzel olmamıştı. onları unut. şeyi hatırla; bir şarkı çalıyordu. gülümseyen birkaç insan sarışın bir köpeğe bakıyordu. sen orada öylesine otururken neler olup bitti de bu zamana kadar böyle geldim diye düşündün. çayının dibini içtin. sigara içesin gelmedi. adım atar gibi oldun, hareket edesin gelmedi. öylesine birkaç dakika bekledin. yeni bir çay söylemedin. elindeki bardağı bırakmadın. derin bir nefes aldın ve düşündün. onu hatırla. diyorum ki; işte öyle düşünme bir daha, ben düşündüm hiç güzel olmuyor. boş ver bunları. hem ben karşında oturmayı çok özlemişim. burada hiç karşında oturmamıştım. burası diyorum, kapısında retro yazan yer, evet. evet, kahve söyleyince yanında annenin yaptıklarına çok benzeyen keklerden veren yer. orada öyle karşı karşıya oturunca sana üzülme çocuğum diyemedim. kardeşim, çiçeğim, çocuğum, annem benim üzülme diyemedim. ben de üzüldüm. ben de üzgündüm. olana bitene üzüldüm. böyle olmasına üzgündüm. böyle güzel güzel zamanlar geçirmen gereken yaşta insanların ağız kokularına gülümseme ile karşılık vermek zorunda olmana o günün sabahından beri üzgündüm hem de. ama sen başkaydın. sen hep başkaydın. karşı karşıya oturacağımız yere gelirken mendil satan çocuğa verecek nakit paran kalmadığı için üzgündün, gördüm ben. yine de sen onunla dakikalarca sohbet edip ödemeni insanlığın'la yaptın ama bu seni tatmin etmedi, biliyorum. sen hep böyleydin. dünya hep böyleydi. biz hep böyleydik. her şey hep böyle kötü kokuyordu. sen ellerinle burnunu tıkamayı ne zaman bıraktın bilmiyorum. artık alışmış gibisin zaten sormayacağım. zaten sana böyle hissettiren şeyi biliyorum, bende de olmuştu ondan. çok kötü hissettirmişti, ağlatmıştı ama bir şey olmuştu ve eninde sonunda ben de alışmıştım. derler ki Picasso ispanya iç savaşı sırasında nazi bombardımanının şiddetinden ve vahşetinden ilham alıp Guernica’yı yapar. bir nazi subayı Picasso’ya “bunu sen mi yaptın” diye sorunca da, “hayır, sen yaptın” şeklinde karşılık verir. o yüzden, sebepleri ve sonuçları görebiliyorum. diyorum ki neden böyle oldu diye düşünme, ben düşündüm. düşündüğüm için de böyle oldum.


Resim: Pablo Picasso

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember