Durdurulamaz Bir Dünya

Az önce bir sessizlik oldu. Sen de duydun onu. Bilinmeyen tarafındı o senin.


Az önce buluştuk bir yerlerde. Berrak güneşi, güzel yaz rüzgarıyla, mavi bir göğün altında, sarıldı ruhlarımız. İlkbaharın gelişini haberdar eden birkaç güzel esinti. Arabayı kullanan sensin. Sağ tarafındaki koltukta oturmuşum, camı açmışım -çünkü arabalar hep midemi bulandırır benim- geçtiğimiz güzel yolları bir köşesine yazıyorum hafızamın. Çok yer buluyorum zihnimde seninle donanacak. İsimler, gülüşler, hüzünler, bir köşeye atılmış ve aylar sonra okuyabildiğin not kağıtları, yersiz bir egoyla yazılmış şiirler, bir türlü beceremediğimiz postmodernizm, belki bir gün geri dönebiliriz diye aralık bıraktığımız kapılar, köhne barların saydam şişeleri, sessizliği doldurduğumuz durgunluk, her gün yeni baştan -fakat hep aynı heyecanla- dinlenen şarkılar, çocukluk yıllarının posterleri, küçücük bir bahçeyi gözüme kocaman gösteren bisiklet, sahil kenarlarından yükselen sohbetler -hep anlatacak bir şeyleri vardı-, çıkmaz sokaklara verilen değer, tüm ihtişamıyla sinema perdeleri, şehrin ışıkları… Hepsi aklımda.


Az önce buluştuk bir yerlerde. Uzun bir yolculuktan gelmişsin fakat hiç yorgun değilsin. Seni ilk gördüğüm anda ellerim ağır geliyor bedenime; nereye koyacağımı bilemiyorum onları. Arkamda bıraktığım tren hızlıca gözden kayboluyor. Korkutucu bir hızın ortasında kalıyoruz. Tüm yolcular doğru yere geldiğinde her şey sakin artık. Yani demem o ki, sadece biz değil, her şey, tüm gezegen sakince, usul usul akıyor. Tanrım, ne yapacağım? O kadar muhteşem ki, sanki gerçek değil.


Az önce buluştuk bir yerlerde. Kutsanmış nehirlerde yıkanmıştın. Adını üflediklerinde gülümsemiştin. Doğar doğmaz biliyordun dünyayı. ‘’Sen busun’’ dedikleri hiçbir şey olmamıştın. Zamanla ördüğünü sandıkları dünyanı sen en başından planlamıştın. Kusursuzdun ve bu hiç de öylesine söylenen bir söz değildi. Tüm renkleri üstünde toplamıştın. Doğayla birdin. Yeryüzü ve gökyüzüyle birdin. Düşsel bir dünyanın yansımasıydın dünya üzerindeki.


Az önce buluştuk bir yerlerde. Dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir insan gülümsedi sen güldüğünde. Savaşlar bitti, hiç beklenmeyen bir barışla donandı tüm dünya. Herkes işten erken geldi sen güldüğünde. Güzel bir sofrada, şarabın yanında portakallar yenildi. Bir zambak kokusu yayıldı bütün evlerden içeri. Ve salonlara, odalara, pencere kenarlarına.


Durdurulamaz ve bulunduğu yörüngede huzurla dönen bir dünya. O kadar mükemmeldi ki, sanki gerçek değildi.



Resim: Francis Bacon

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember