EDEBİYAT’IN “ÖTEKİ” KALEMİ


Edebiyat duygu ve düşüncelerimizi aktarmanın en keyifli yolu. Tarihsel süreçte insanlar kendi varlıklarını gelecek nesillere duyurmak için çeşitli yollara başvurdu. Yazının bulunmasıyla bu aktarma kolaylık kazandı. Kadının bu aktarımdaki, dolayısıyla da edebiyattaki yeri ve rolü yadsınamaz boyutta.

Geçmişte günümüze kadın edebiyatın temel unsuru, gerek misafir gerekse ev sahibi sıfatıyla daimi öznesi oldu. Kadının edebiyatta aktif olarak yer alması her alanda olduğu gibi, erkek egemen düzenin, ataerkil yapının istemediği bir şeydi.

Kadının önündeki engeller, edebiyat dünyasına girişini geciktirse de azmini hiçbir şekilde yıldırmadı. "Aşk dışındaki her alanda, her türlü cinsiyet ayrımının kaldırıldığı günü görmeyi bütün kalbimle diliyorum!" diyen Mary Wollstonecraft, "Kadın Hakları Savunusu" adlı kitabıyla kadının edebiyattaki varlığının önemini ortaya koymakla birlikte modern feminizmin temelini attı. Kendini kadın haklarını savunmaya adamış olan bu kadın, bilim-kurgu türünün öncü romanlarından olan "Frankenstein"ın yazarı Mary Shelley'in annesiydi. Edebiyatta adından söz ettiren bir kız çocuğu doğurduğu için eminim övünç duyardı Wollstonecraft. Çünkü kadının daima edebiyatı besleyecek dile gelmiş ya da gelmemiş birçok sözü, duygusu, yaşanmışlığı vardı ve hep olacaktı. Nitekim Mary Shelley, Virginia Woolf, Nilgün Marmara, Halide Edip ve daha niceleriyle edebiyat dünyası tarihte kadınların birçok başarısına şahitlik etti. Gücünün farkında olan ve varlığını yok saymaya çalışanlara rağmen direnen kadınların…



Resim: Wandjinas

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember