EMİR BOLAT’LA DİJİTAL SANATA DAİR

Dijital Sanatçı Emir Bolat bir reklam ajansında sanat yönetmeni olarak çalışıyor. Bir süre ürün fotoğrafçılığı, moda fotoğrafçılığı ve foto muhabirliği yaptıktan sonra sektör değiştirerek grafik tasarıma yöneldi. 28 yaşındaki sanatçıyla Hınç Dergi okurları için dijital sanat üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

  • Sanata olan ilginiz nasıl başladı?

Sanata olan tutkum çocukluğumda başladı. Enstrüman çaldım, edebiyatla ilgilendim; sanat eleştirileri yazdım, öykü ve şiirler yayımlattım. Lise yıllarında grafik tasarıma olan tutkum yüzünden okuldan kaçıp matbaalarda, küçük ajanslarda asistanlık ve çıraklık yapardım. Photoshop’a fazlasıyla ilgi duyardım, küçük yaşlarda kurcalamaya başlamıştım, ama profesyonel olarak kullanmam 8-9 yıllık bir zamana denk geliyor.

  • Dijital sanat nedir? Dijital sanatçı olarak çalışmalarınız ve sanat tarzınızdan bahsedebilir misiniz?

Dijital sanat; bilgisayar ortamında üretilen sanat eserleridir. Bunlar illüstrasyon olabilir, animasyon, 3D illüstrasyon ya da benim yaptığım gibi fotomanipülasyon çalışmaları olabilir. Ben foto manipülasyon alanında kendimi geliştirdim. İllüstrasyon ve animasyon alanlarında da kendimi geliştirmek isterdim fakat foto manipülasyonda cartoon tarzın dışına çıkıp realist ve hayal ürünü eserler ortaya çıkartılabildiği için manipülasyona ilgim daha fazla.

  • Üretkenliğinizi nasıl besliyorsunuz, ilham kaynağınız neler?

Çoğunlukla kitaplardan ilham alıyorum. Özellikle romanlar ve öyküler beni çok besliyor. Mesela Edgar Allan Poe’nun Kızıl Ölümün Maskesi öyküsünden etkilenip bir ambiyans yaratmıştım. Bir şeyler izleme kültürüm yok, film-dizi izlerken uyuyakalırım, ama sanatsal değeri olduğunu düşündüğüm ve defalarca kez izlediğim birkaç film var, bunlar bana ilham kaynağı olabiliyor. Bunların dışında ünlü dijital sanatçıları takip ediyorum, bana ilham veren birçok sanatçı var.

  • Dijital sanata yeni başlayanlara da ilham olması adına bu sanatçılardan birkaçını Hınç Dergi okurlarıyla paylaşır mısın?

Aslında çok var, şu an için aklıma gelenler: Tedd Chin, Venessa Rivera, Benjamin Van Vallen, Sandflake(gerçek ismini bilemiyorum), Kaven Carden, Mısırlı Hossam Ahmad(Ahmad kendini dijital sanatçı değil retoucher olarak tanımlıyor ama bana göre dünyanın en iyi dijital sanatçılarından.) Bunların içinden özellikle Tedd Chin benim en büyük ilham kaynağım.


  • Türkiye’de dijital sanatçı olmanın zorlukları neler?

Türkiye’de aslında genel olarak sanatın her alanı zor. Ama dijital sanat bunlardan bir tık daha zordur, çünkü dijital sanat kavramını kimse duymamış, ne işe yaradığını ve ne yaptığımızı bilmiyorlar. Bunun bir de ekonomik yanı var, sadece kendini dijital sanata adayarak geçimini sağlamak gibi bir şey söz konusu değil, dediğim gibi bilinen bir sanat değil çünkü. Sanatçı arkadaşlarımın çoğu ya freelance grafik tasarımcı ya da fotoğrafçı olarak çalışıyor. Ben de reklam sektöründe çalışmasaydım eğer geçimimi sağlamam imkansız olurdu. Bir dijital sanatçının ihtiyacı olan ortalama bir bilgisayar yaklaşık 30 bin tl, yaptığı işten getirisi olmayan bir sanatçının 30 bin tl verip bilgisayar alması imkansız, bilgisayar alamadığı için sanatında gelişmesi de zor. Buna rağmen sanatçı arkadaşlarımdan bazıları 8 gb ramli, eski bilgisayarlar kullanarak dahi harika eserler ortaya çıkarıyorlar. Sadece bilgisayar da değil konu, kullandığımız yazılımların lisans ücretlerini ödeyebilmemiz de çok güç.

  • Pandeminin küresel ölçekte birçok etkisi oldu. Bu sürecin dijital sanat alanında sektörel ve bireysel bazda hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?

Takip ettiğim kadarıyla küresel ve yerel anlamda bazı sanatçıların evlere kapandıklarında sanatsal yönlerini çokça geliştirdiklerini gözlemledim. Eve kapanıp sadece dizi izleyen sanatçılarınsa sadece yerinde saydıklarını görüyoruz. Bireysel anlamda da aynı şey geçerli, kendi adıma ben de eve kapandığımda gece gündüz çalışarak online kurslara katılıp kendimi geliştirdim. Pandemiyi fırsata çevirdim de diyebiliriz. Kendimi geliştirmek için kullandım sokağa çıkma yasaklarını. Pandemi zayıfladığında ve yasaklar kalktığında ben sanatsal anlamda çok farklı biriydim.

  • Son olarak, dijital sanatçı olmak isteyen yeni tasarımcılara tavsiyeleriniz neler?

Rahmetli Ara Güler’in bir cümlesini hatırlatmak istiyorum: “Fotoğrafçı çok dolu olmalı… Resim bilecek, müzik bilecek, tiyatrodan anlayacak, anında karar verebilecek, yani çok zeki olacak…” Ara Güler kendisini sanatçı olarak tanımlamaz ama ben onun bu sözünü “sanatçı” ile değiştirmek istiyorum. Sanatçı kültürlü olmalıdır, zeki olmalıdır. Aziz Sancar’ın dediği gibi, ben zekaya inanmıyorum bizi birbirimizden ayıran emektir. Bu söze katılıyorum. Yeni sanatçılara en büyük tavsiyem: “Çalışmaları, azmetmeleri, sabretmeleri…”




  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember