top of page

GÜNEŞLE GELEN

Kocaman bir yaz mevsiminin içinde küçücük bedenim kavruluyordu. Okumayı yazmayı yeni sökmüştüm. Ödev falan hikaye, çalışmak istiyordum. Babam beni saçlarımı hep istemediğim gibi kesen bir berberin yanına çırak olarak verdi. İlk gün katlanıp ikinci gün, yazın ortasında hastayım diye gitmemiştim. Aslında kaçmıştım.


Sonraki günlerde bir anda iyileşip sokağa çıkmıştım. Okul zamanı bu sokak çocuk sesinden geçilmezdi, şimdi tek kuru otun çığlığı uğramıyordu. Güneş tam tepede. Sağa sola baktım. Arkadaşım Mali'nin ziline bastım. Açan yok. Zaten başka kimsenin nerede oturduğunu bilmiyorum. Tek başıma, saatte bir gölgesinin yeri değişen beton elektrik direğinin yanına oturdum. Asfaltın üstünde biraz kalmış toprak ile taşlarla oynadım. Buraya asfalt döktüklerine en çok biz sevindik. Artık topumuz çamur olmadan top oynuyorduk ama şimdi bir bakın şu sokağa, araba dahi uğramıyor.


Kafamı gölgenin içinde kaldırıyorum. Kocaman Toros dağları. Uzun uzun baktıkça, gözümde daha da büyüyor. Ben bu dağın yanında küçücük kalıyorum. İçime korku doluyor. Dalıp gittiğim o sırada bir ses duyuyorum, bir de yerde insan gölgesi. "Oynayalım mı?" diyor. Kim olduğunu anlayamıyorum, Mali zannediyorum. Bizim yaşımızdaki bütün çocukların sesi aynıdır. Ayırt edecek erginlik için vücudumuzun da değişmesi gerek. Kafamı çeviriyorum. İlk defa görüyorum bu kızı mahallede. Kimdir, nereden gelmiştir, aklım hayalim almıyor. Çok da sorgulamıyorum. Güneşin altında bu bıkkınlık yeter. Çöple taşla oynamak da bir yere kadar.

"Adın ne?" diye soruyor. Şaşkınlıkla, biraz geç karşılık veriyorum. Aynı zamanda karşımdaki kızı süzüyorum.

"Barış, ya seninki?"

"Benim adım da Meryem. Ne oynayalım?"

"Bilmem, sen ne istersen."

"O zaman ben inşaat işi yapayım sende bana malzeme getir olmaz mı? Evcilik oynamaktan çok sıkıldım.”

"Oluur." dedim. Diğer kızlar gibi konuşmuyordu. Çok bilmiyordu ukalalığı. Ben de mahallemizin kızlarıyla evcilik oynamaktan öylesine sıkılmıştım ki bana da şifa oldu. Elbisesi kirlenmesin diye çöktüğü zaman hemen bir eliyle topluyor diğer eliyle de yalandan hafriyat kamyonu sürüyordu. Gerçekten hiç diğer kızlara benzemiyordu. Saçları güneşte parıl parıl parlıyordu. Televizyonlarda, bir de annemin kolunda görürdüm altınları. Ama saçları altından da parlaktı. Gözlerim kamaşıyordu ama asfaltın içinden de toprak, kum çıkarmak zorundaydım. Zor olsa da avuçlarımla, kenarlara birikmiş kumları getiriyordum. Hiç şikayetçi olmuyordu. Arasındaki iri taşları bile kendi ayırıyordu. Bazen dalıp onu izliyordum, çökmüş vaziyette. Sıcaktan terliyordum ama hiç umurumda değildi. Bundan bile zevk alıyordum. Meryem beni kendime getiriyordu. Bir de bazen gülüyordu. Dişlerini görüyordum, bembeyaz parlıyordu. Düzenliydi. Benim arkalarda vardı çürükler. Bir de yamuk yumuktu. Ben dişlerimi göstermeden gülmeye çalışıyordum. "Su lazım." dedi. Hemen koşarak evin önüne gittim. Bağırmaya başladım apartmanın önünde. "ANNEEEE, ANNNEEE, SUUUU..."


Annem meseleyi hemen anlayıp kafasını çıkarıp 'su' kelimesini duyunca geri girdi. Biraz bekledikten sonra ikinci kattan çimlere doğru attı su şişesini. Kaptığım gibi koştum Meryem'in yanına. Verdim şişeyi, önce biraz içti. Sonra bana verdi. Bende biraz içtim. Sonra inşaata kullandık suyu. Meryem'i görünce ne acıkıyordum ne de susuyordum. Suyu da o içti diye içtim. Kendimi iyi hissediyordum. Hem de hiç olmadığım kadar. Artık Toroslar arkamda kaldığı için küçücük kalıyordu. Yüreğim de kocaman olmuştu sanki, gümbür gümbür atmaya başladı.


Tam her şey çok güzel, yolunda derken; Mali koşa koşa yanıma geldi. İçimden, "tüh" dedim. "Şimdi bu da gelir oyunumuza karışır, inşallah bulaşmaz. Hem Meryem benim arkadaşım, ona salça olsun da istemem." dedim kendi kendime, ama olacakları biliyordum.

"Barış, napıyorsun?”

"Oyun oynuyoruz. Sen?"

"Kiminle oynuyorsun?”

"Meryem’le işte..." dedim dona kaldım. Meryem gitmişti, Mali'yi uzaktan görünce sanırım.

"Kaçırttın kızı işte!” dedim.

"Kur’an kursundaydım, caminin penceresinden seni izliyorum yarım saattir. Kimse yok oğlum burada kendi kendine oynuyorsun."

"Hadi lan oradan." dedim. Koşarak eve gittim. Annem kan, ter ve kızarık içinde görünce hasta oldum sandı. Yine harika çözümü ile ılık duşa soktu. Bir anda gevşemiştim. Sıcağı üstümden atmıştım.