İsimsiz Film Karelerinin Başrolü: Cindy Sherman

Hayatımız boyunca taşıdığımız birincil maske yüzümüzdür. İnsanları yüzümüzle karşılar ve uğurlarız. Görünmeyenin ötesinde kalan ruhumuzu somutlaşıran, duygularımızın aynası olan bu maske her zaman aynı kalır mı? Bize yönelen bakışlar suretimizin heykeltıraşı değil midir?


1954 doğumlu Amerikalı fotoğraf sanatçısı ve film yönetmeni Cindy Sherman, bu soruların cevabı niteliğinde fotoğraflarıyla, her fotoğrafta farklı bir kılığa bürünmüş olarak çıkıyor seyirci karşısına. 1970’lerin sonunda New York Artists Space’te sergilenen İsimsiz Film Kareleri (Untitled Film Stills) adlı sergide hem kameraman hem model olan Sherman, hiç çekilmemiş filmlerin başrolü oluyor.

“Fotoğrafların benimle ilgiliymiş gibi algılanmasından, aslında kendini ne kadar beğenmiş ve narsist biriymişim gibi bir yanlış izlenim doğmasından çok korkuyorum. Sonra da o kadar kişiyi nasıl kandırabiliyorum diye merak ediyorum. Aslında dünyadaki en aptal şeylerden birini yapmıyor muyum? Bir çocuk gibi giyinip, eline fotoğraf makinesini alıp, güzel resimler oluşturmaya çalışıyorum.” diyen sanatçı, heteroseksüel erkek bakışının kadını objeleştirici tavrını eleştiriyor.

Peruklar, takma burunlar ve abartılı makyajlarla yağlı boya tablolarını andıran sahneler yaratırken güçlü bir imaj çiziyor. İzleyiciyi aciz hissettiren bu tavrıyla aynı zamanda pasif bir arzu nesnesi rolünü oynuyor, özünü gizleyen ve göstermek istediğini kendisi seçen bir imaj çiziyor.

Kılık değiştirme olarak tanımlayabileceğimiz bu yöntemin temelinde yatan sorgulayış elbette ki çok kıymetli. Seçilen karakterlerin yaratımı, dönemin koşullarını yansıtma çabası içinde verilmek istenen mesajın imgesel izdüşümü, görsel bir şölen olarak çıkıyor karşımıza.



Çalışmalarının amacını “İnsanın bazen çaresizlikten, bazen sulu gözlü bir duygusallıktan boğazının düğümlendiği anlar vardır. İşte ben öyle karmaşık duyguları nakletmek istiyorum. Kendi bağımsız varlığına kavuşabilmesi için fotoğrafın kendini aşabilmesi, öte yandan gösterilen imgenin de gösterildiği mecranın ötesine uzanabilmesi gerekir.

Karakterleri hazırlarken, neye karşı çalıştığımı belirlemem önem taşıyor; insanların bütün o makyajın ve perukların altında yine ortak paydayı arayacaklarını unutmamam gerekiyor. Oysa ben insanlara kendimi değil, onların kendileriyle ilgili bir şeyi göstermeye çalışıyorum.” ifadeleriyle anlatan Cindy, bahsettiği ‘bize bizimle ilgili bir şeyi gösterme’ amacını çok etkileyici bir üslupla gerçekleştirmiş. Fotoğrafların film sahnesini andıran kompozisyonları, seçtiği aksesuarların, plastik organların tuhaf çekiciliği çok büyüleyici.


“Hayat gerçekten, öykü sona erdiği anda başlar” diyen Amerikalı sanat eleştirmeni Arthur C. Danto, Cindy Sherman için “O kendisinin hem yönetmeni hem kameramanı… İyi bir çocuk nedir bilmiyorum ama o iyi bir çocuk… Tanıştığımızda ona neden İsimsiz Film Kareleri serisini devam ettirmediğini sordum, o da bana ‘Çünkü tüm klişeler bitti’, diye cevap verdi.” diyor.

Değiştirdiğimiz her ‘kılık’ ruhumuzdaki yansımaları kırıyor, rolleri değiştiriyor. Taktığımız her maskenin, bizzat kendimiz tarafından keşfedilebilmesi dileğiyle, sizleri Cindy Sherman fotoğraflarıyla başbaşa bırakıyoruz.






Kaynak: Sanat Blog, Sanat Karavanı

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember