JEZABEL'E MEKTUP

Dostum Jezabel,

Yüzün nasıl da yer etmiş hafızamda. Her kıvrımı dün gibi hatırımda. Hatırladığım gibi misin? Yalan söz söylemekten burnu uzadı diyorlar senin için. Zira canım, hokka mı hokka, serçe mi serçe bir burnun var idi.

Yerleştiğim bu diyar yurdum oldu. Derme çatma bir çatı bile bahşetti. Duvarları şöyle bir görmeni isterdim. Belki görsen çatlaklardan, oyuklardan şikayet ederdin. Kim bilir belki, Hancı Yousef'in hantal karısının baldırlarına benzetirdin. İnsanların tepelerini attıran arsız benzetmelerini her zaman sevmişimdir. İki memenin arasında "uğurdur" diyerek sakladığın altının duruyor mu? "Açlıktan ölmedikçe bozdurmam" dediğin hani. Nasılsın Jezabel? Seni hala yaşlı adamlarla yatmaya zorluyorlar mı? Öyle tiksiniyorum ki dostum, öyle midem bulanıyor ki düzenden... Bozdur koynundaki uğurunu ve kaç gel diyesim var. Lakin, tanrının değil kullarının bize ve bizim gibilere yazdığı kader beni engelliyor. Garipsemeyi uzun zaman önce bırakmış olmam gerekirdi diğerleri gibi evlenip tatlı ve bıyıklı kocalara sahip olamayışımızı.

Çoğalma ve bu dünyaya bir fidan bırakma hakkımızın olmadığını kabullenmeliydim. Ama Jezabel, insanlar var olan en çirkin yaratıkları bile sevebilirlerken bizi neden kapı dışarı ettiler? Semt pazarından her yanı dikenli bir çiçek aldım geçenlerde. Öyle çirkin bir görüntüsü var ki, inanamazsın. Küçük dağları kendisi yaratmışçasına dikiliyor saksının içinde. Üstelik kendisine dokundurmuyor bile. Hiç bizim gibi değil anlayacağın. Yine de ona karşı duyduğum sevgiyi bertaraf edemiyorum. Sanırım bunda ne kadar susuz kalırsa kalsın yaşamaya devam edecek kadar güçlü ve cesur oluşunun payı büyük.

Biz Jezabel, sen, ben ve diğerleri. Dikensiz kaktüsleriz.

Kanatamıyor, caydıramıyoruz bize yeltenen elleri. Suyun tadını hiç bilmediğimizden de, susamıyoruz. Bizim ölmeye yatmak gibi bir lüksümüz yokmuş Jezabel. Çölün ortasında, dikensiz direniyoruz...

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember