KÜHEYLAN İLE KONUŞMALAR

sonum atlantik, sonum deniz, sonum yok.

yüzyıl olmuş gibi. içimin atlıları bir sen etmezmiş gibi,

nerede bitiyorsun sen, nereden bileyim Küheylan!

nerede başladığını da hiç bilmedim ki.

sen biliyor musun benim nerede başlayıp

nerede bittiğimi?

o gün bu gündür içim dışım nemli,

saçlarım ıslak.

ben bi’bitiremiyorum sanki bu asma işlerini!

ıslak saçlarımdan tutturup mandalları,

güneşte kuruturken yazıyorum bu şiiri.

ruhun diyorlar, senin ruhun bir kalem işi.

bir anadan değil de bir kalemden doğmuşsun gibi.

ölüm fikirlerinden boşandım!

arındım, ne kadar kulağıma fısıldanan ses varsa.

benim susmayan bir poetik hücrem var ne de olsa.

bir misk gibi bedenimde,

orada burada.

kalemimde şair bir kokulu hücre taşıdım,

on sekiz ay boyunca.

çok lekeli düşüncelerim vardı omurgam hakkında.

öyle ki bir zamanlar beni tutmadığına ikna oldum.

bedenimin her bir parçasını kenar mahallelerden toplayan bedenine,

yabancı bir haşere oldum.

ellerini bilse göğsüne yabancı,

göğsünü kucaklasa omuzlarını tanımaz.

omuzlarını tanısa ayakları gitmez biri küheylan.

işte birileri, bu yabancılıkta bir daha vurdu beni!

tıpkı en çiçekli mevsiminde,

sapı kendisinden yapılmış bir baltayla vurulmuş ağaç gibi.


Füsun bildiğin gibi değil Küheylan!

kendimi açtım, kendimi aştım.

bedenimden habersiz bir bedenle sohbetlere daldım.

işte atlantik

ben onu düşünsem Küheylan, çağlayanlar durulur.

ve sonra Ay tutulur.

Ay zaten tutulsa tutulsa bi’bize tutulur.

biz de bir ümit yok sandığımız o gecenin içinde,

bir tek Ay’ın ışığına tutunur, gölgesine uzanırız.

gölgemize sarılırız, fena mı?

yalnız gitmekten diyorum Küheylan, çekingen mi var?

güneş de bize doğmayıversin, olmaz mı?

ben ışık sevmem zaten, sıcak da sevmem

içim dışım buz, aklım başım soğuk.



 

Resim: Sabin Bălașa

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember