KÜLLERİN İÇİNDEN : ANNE FRANK

Prinsengracht 263-267, 1016 GV Amsterdam, Hollanda

Burada.

Bir şeyler tam bu adreste yitirmeye başladı anlamını, bir şeyler yeniden anlam kazandı aynı anda. Anne Frank, çocukluğunun sıcak elleriyle bu adreste vedalaştı, dünyanın dikenli ve soğuk kucağını bu adreste tattı.

Bir kitaplığın arkasından açılan küçük bir bölmede neleri değiştirebilir bir çocuk? En büyük lüksü pencereden dışarıdaki kaosu, itilip kakılarak tahliye araçlarına bindirilenleri ve yakasındaki sarı yıldız yüzünden tedirgin yüzlerle dolaşanları seyretmek olan bir çocuk düşünün. O çocuk, kurdeleli pembe pabuçların, oyunların, pastaların ve kahkahaların arasından, ensesinden kavranmak suretiyle yakalanıp bu bölmeye tıkıştırılmış olsun.

Bu adres, bir kız çocuğu kalbinin aşkı tattığı yer.

Dört duvar arasında, ehlileşmesi mümkün olmayan bir aşk. Ne acı...

İnsanlık, bu bölmede can verdi bilir misiniz? Hayatı yalnızca kaleminde ve hatıra defterinde yaşamaya mecbur tutulduğunda Anne, biliyordu insanlığın oracıkta can çekiştiğini. Ama, hayrete düşürecek bir yaşam sevinci vardı onun. Kendisini bölmelere kapatan barbar zihniyete karşın, "Yine de insanların özünde iyi olduğuna inanıyorum" diyebilmişti. Erdemliliğin böylesi! İnsanlığa, insanlığın inandığından daha fazla inanan bir çocuk dimağı.

Ölen bir insanlıktan umudunu kesmemenin ne büyük bir fedakarlık olduğunu ben tahmin edemem. Siz de edemezsiniz zannımca. Yalnız, onun sayfadan sayfaya değişen, solan, yetişkinleşen ve umutsuzlaşan anlatımına bakarak, tahmin yürütebiliriz.

Prinsengracht 263-267, 1016 GV Amsterdam, Hollanda

Ayak seslerinin ürküntüye sebep olduğu adres, burası. Farelerle ahbaplığın doğallaştığı, patates yemekten bıkan bünyelerin sessizce isyan ettiği, kemiklerin gitgide belirginleştiği adres işte. Şimdilerde bolca ziyaretçisi olan, Anne'in umutlarını, kalbini ve çocukluğunu gömdüğü o gizli sığınak.

Anne Frank.

Var olduğunu bildiği ama asla muvaffak olamadığı mutlu geleceğin resmini burada çizdi. Burada ağladı. Burada güldü sonra. Burada içlendi annesine. Ablası Margot'a burada kızdı. Babası Otto'ya son kez burada sarıldı. Burada 'yaşadı' dersem, vicdanım beni uyutmaz.

Anne Frank, burada yaşamadı fakat burada ölmedi de. Yine de bir şeylerin burada öldüğüne insanları ikna edecek, savaşın ne menem bir şey olduğuna bizleri inandıracak o satırları burada karaladı.

Gariptir ki Anne Frank, umutsuzluğun içinde öldü, ama umudun sesi oldu.


 

Resim: Michael Heizer

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember