KAİNATIN KADRAJI

Dünya’da su olarak yağarken yağmur, Neptün’de elmas yağması eşliğinde Mars yerine Neptün’e mi göç etsek nidası! Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten gelme denilse de Venüs’te yağmur olarak sülfürik asit yağması, Su aygırının sütünün pembe olması Kadar enteresan ve fotografik olası… Vizöründen ne görür evren bilmem ama Doğanın kadrajı tam bir tansık… Dedesinden kalan fotoğraf stüdyosunun tadilatı bitip hem stüdyo hem de sergi alanı olarak kullanılacağı gün, stüdyonun açılışında tanıştım Tansık ile… Dijital çağla beraber analog makinelerin de emekliliğe ayrılmasıyla babası, kendi babasından kalma bu objeleri satışa çıkarmak istemiş; içlerinde kalan filmler onu bu kararından caydırmaya yetmişti. Objektifin her açılış ve kapanışı ise ayrı bir öyküyü; kadrajı ise insan hayatının özetini içeriyordu. Karanlık odada eski filmlerin banyosu biter bitmez sahipsiz kalan fotoğraflarda görünenler, yapay zekaya yüklenmiş insan hafızasının resmi geçitini anımsatıyordu. Bu açılışta yer alan fotoğraflar ise terk edilmiş bu özetlerdi… Stüdyonun girişinde sağ duvarda asıl olan –şu anda tam da burada sergilenmekte olan antika fotoğraf makinelerinin objektifinden yansıyan- müzede çekilmiş Sümer Bira Tanrısı heykeli ile Antik Yunan Şarap Tanrısı Dionysos’un heykellerinin fotoğraflarının yan yana durması, birinin elinde bira ve diğerinin elinde ise şarap olan iki yaşlı tonton amcanın hangi heykelin daha eski olabileceğine dair tartışmasını seyretmek enteresan bir deneyim... Şarap ve bira en eski iki içki. Tekila ya da rakı antik çağlarda keşfedilmiş olsaydı onların da heykellerinin fotoğraflarını bu sergide görüyor olur muyduk sorusu geliyor akıla… Makinenin sahibinin arkeolog olabileceği ihtimalinin ağır bastığı görsellerde dünyanın farklı farklı ülkelerinden kazı alanlarından çekilmiş yerler bulunuyor. Plağın iğnesi misali Giza Piramitlerinde verdiği pozdan –sadece bu fotoğrafta insan vardı- ve sahibinin İndiana Jones şapkası ile elindeki fırça mesleğini ele veriyordu. Modern zamanların dikilitaşları olan gökdelenler siyah-beyaz formatta, tahmini olarak Amerika’dan gelecekteki sergi gezginlerini selamlıyordu. Ne oldu acaba bu kadıncağıza diye sormaktan insan kendini alamıyor.

Başka bir makinede ise şu anda erimekte olan buzulların eski hali duvarı süslüyordu. Hem en sıcak renktir mavi hem de buzun rengi… Demek ki ateş de su da belli bir noktada kardeştir. Peki ya ben kim miyim? Bu mekanın güvenlik şefi. Şef demişken her şey aslında benim objektifimden geçiyor çünkü güvenlik kamerasıyım!

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember