KIRMIZI NOKTA - 3. SAHNE

Uyandığımda mutlak boşluk içindeydim. Nefesimi hissettim. Yaz toprağı kadar sıcak nefesimi. Etrafımda hiçbir şey yoktu. Devasa bir hiçlik. Bu hissi yakın zamanda bir kere daha deneyimlemiştim. O zaman siyah bir hiçlikti, bu sefer beyaz. Bembeyaz. Duyularımı sağır eden bir beyazlık bu. Tek hissedebildiğim nefesim. Tahminimce sırtüstü yatıyordum. Vucüdümdaki kasları hareket ettirebilirsem en azından vücudumun ne şekilde durduğunu anlayabilirdim. Ya da belki önce gözlerimi hareket ettirmeye ve en güvendiğim ikinci duyumla bulunduğum durumu algılamaya odaklanmalıydım. Göz kapaklarım tonlarca buz kütlesi altında ezilmiş bir kara parçası gibi, her bir kas hücresi bana tereddütsüz itaat etmek istese de benden merhamet diliyorlardı. Güç bela sözümü geçirerek, beyazlığın içinde kendi vücudumu aramaya koyuldum. Rasyonel düşünmeye çalışıyor, bulunduğum yeri, zamanı anlamaya yarayacak herhangi bir bulguya sımsıkıya tutunmak istiyordum. Birden gözüme, aynı şekilde, paralelimde yerde uzanmakta olan Defne çarptı. Tanrım, bu tüyler ürpertici gerçeklikle bile onu görmek hazla dolu tüm arzularımı harekete geçirdi. Bir anda nerede, nasıl ve niye olduğum soruları zihnimden kovalandı ve gözlerimi çırılçıplak olan Defne’nin teninde gezdirdim. Ayaklarından, kasıklarına, belinden, kalçasına, boynundan gözlerine. Gözleri, onlar da bana bakıyorlardı. Derken, bana seslendi.

“Hiç uyanmayacaksın sandım” dedi. Aşırı kibirli geliyordu sesi.

“Tanrım ne oldu bana, neredeyiz biz?” diye sormaya çalıştım. Fakat dudağımda, dilimde veya boğazımda tek bir damla su kalmadığını çıkan sesin komikliğinden anladım. Umarım anlamıştır beni diye geçirdim içimden bir anlığına. Derken, bir kapı sesi. Ve bir koridor. Bir anlık gelen müzik. Yine zihinimdeki savaş bir an duraksadı. Zihnim ve düşünceler ölülerini hakkıyla defnetmek için ateşkes ilan etmiş, mutlak bir sükünet savaş alanına hakim olmuştu. Bu sefer, bu beyazlığa tezat bir dünyadan gelen Eunice Kathleen Waymon, Baltimore şarkısının nakaratını mırıldıyordu. Kapı açılıp kapanasıncaya dek geçen 6 buçuk saniye boyunca hiçbir şey düşünmedim. Benim için 6 buçuk ay.

Kapı kapandı. Bir anda tüm gerçeklik, acı geri geldi. Ve bu düşünce tufanları, bana doğru yaklaşan ayak sesleriyle birlikte zihnimin kılcallarında tekrar kopmaya başladılar. Bana ve Defne’ye yaklaşan iki ayak sesi. Bana doğru gelene şöyle bir bakmak istedim. Gözlerimi karaltıya çevirdiğim anda, bana doğru gelenin Carletto olduğunu anladım. Bu imkansız, seni ben yarattım. Burada işin yok senin iblis. Diye bağırmak istediğim bir anda. Aniden Defne’nin uzandığı yerden gelen bir çığlıkla irkildim. Kafamı oraya çevirdiğim anda kırmızı.




  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember