KORKU İMPARATORLUĞU


Bir Hang Drum çalgısında aklımın soyutluğundan sesin, kelimelerin ve sizin varlığınızdaki tepkimelerin somutluğundan bir şey çıkarıyorum. Somut varlığıma bir an daha ekleyerek. İnce dumanımın kıvrımları gözlerimi nehir yatağına dönüştürürken tek kaygım, içgüdümde temel korkum olan ‘ölüm’ kelimelerden cümleler üretip bir deniz yatağına sürüklüyor benliğimi. -Ne dedik. Ölüm. Sahi bunun bilinciyle yaşamak unutmakla mı mümkün sadece? Evet, unutmakla mümkün, ya da… -Korku imparatoru olan ölüm. Bilmediğimiz, görsek de hissedemediğimiz, tasavvuru yaşayan hücrelerimizin deneyimlemediği fakat buna dair bir duygu barındıran ölüm. Bizi yaşatan korkumuz. Yaşama içgüdüsüyle var olan benliğimizi, kelimelerle dile getirmekten başka, gözlerle görmekten ve ellerle dokunmaktan başka ne yapabildik ki karşısında. En büyük duygumuz, bu korku imparatorluğunda. En derin, kederli ve beyhude. Yaşamakla var olduğumuz benlik bilincimizin, bu korku hep olsa da karşısına koyduğu bir şey var. Buna bazı durumlarda inanç bazen delilik bazen ise üretim diyebilmek yerinde. Ölüm korku imparatoru olmaya devam etse de, ölümsüzlük biçare bu eylemlerle. Bahane

gibi algılanabilir. Kabul fakat her birimiz, deneyimlerimizin istemediğimiz hislerle var olduğu an da yaşamak durumunda kaldığında, devam etmek için bir bahane üretmiyor mu yaşama içgüdümüz büyüsünde? Tekrar gülebilmek, benliği tatmin edebilmek, nefes alış verişimizi hissedebilmek ve daha birçok şey. Beynimiz bu saygınlığı doğarken kazanıyor, hakkını telsim edelim şerefsizin. Aslında korku imparatorğunda her ben kendi ölümünü yok etmek için bir enerji birikimi ortaya koyuyor var olduğumuz seyyarenin bilincinde. Ve varlığını hissettiğimiz bu muhitte ölümsüzlüğümüz için ölümlüleri kullanıyoruz. Nasıl mı? Belki bir yazınla belki bir karakterle ya da bir eşyayla ve ya bir

düşünceyle… Anılmak bu somutlaştırılmış imgelerle. Çok sıradan bir benlik bunu düşünmese de düşünür bilincinden ayrı bir benlik. Söz gelimi; iyi biriydi, (müşküldür) kötüde dedirtebilmek için, gel gelelim aklıyla akıllara bakış açısı kazandırarak, ilham vererek, dakik olarak, vefa göstererek, yemek yiyerek, seks yaparak, düşünerek, sadece nefes alarak… Dedirtebilmek adına, varlığını ortaya koyan ben-lerimiz ölümsüzlüğü ölümden doğduğumuz bu korku imparatorluğunu yıkmaya çalışmak istiyoruz.


Peki ya sen neyle ölümlülerden kendi ölümünün ölümsüzlüğünü bizimle paylaşıyorsun? Ya da benliğini tatmin eden ölümsüzlük eylemin ne? Buna sen mi karar veriyorsun bilinmezlik bilincinde, yoksa diğer ölümsüzlük için bir şeyler ortaya koyanlar mı senin ölümünle?



Resim: Joao Paulo Alvares Ruas


  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember