MASAL

Sulayıp bahçemde büyümesine izin verdiğim için kişisel alanını ihlal etme hakkını kendimde gördüğüm fasulye sırığının tepesine tırmanıp sersem devin fokurdayan kazanında elimde viskimle intihara teşebbüs etmeden önce - bu intihar şeklinde orta okulda tarih derslerinde bir metafor olarak anlatılan kurbağa deneyinden ilham aldım, ölümüm acısız ve keyifli olacaktı, kendim bile fark etmeden tahtalı köyü boylayacak, nalları dikecek, imamın kayığına binecektim- sahip olduğum tüm sorunların daimi kölesi, yükseklik korkusu olan bir ip cambazı veya gökten başınıza düşen üç elmadan biriydim. Şanslıydım ki fokurdayan su bende sauna etkisi yarattı, hayatım gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti, stres derimde açılan gözeneklerden katran gibi aktı ve sanki yeniden doğdum. Devi uyandırmadan masal diyarından ayrıldım. Başkaları ölümle yüzleşince korkup ivedilikle topukladığımı söyleseler de, ben tüm bunların gerçek serüvenimi başlatmak için uyarıcı olduğuna inanıyorum.

Yola çıkarken, istesem de geride bırakamayacağım şeyler olduğunu biliyordum; uzun boyum, kahverengi gözlerim, heyecanlanınca tizleşen sesim, hiçbirini valizimden çıkarıp atamazdım ama ruhum bu ağır valizi bahşiş karşılığında taşıyacak bir vale değildi. O yol arkadaşımdı, ve bu yükü birlikte taşıdık. Hatta yolda tüm bunların bize yük olmadığını da birlikte anladık. Bizi biz yapan şeyleri kabullenmeyi birlikte öğrendik. Yüzünün yarısı yanmış bir kızla tanıştık; sesi öyle güzeldi ki dünyayı gözlerinizle görmenize gerek yoktu, onun yanında dünya sadece nağmelerden oluşurdu, kulak zarınıza çarpan ses dalgaları benliğinize dönüşürdü. Karnımızı doyurmak için girdiğimiz lokantanın sahibiyle sohbet ettik; ağır Fenerbahçeliymiş, sevdiği kıza ‘kanaryam minik kuşum ben sana vurulmuşum’ diye serenat yapınca kız yüzüne tükürmüş o gün bugündür, bu şarkıyı tribünlerde söylüyormuş sadece. Karşılaştığımız herkesle konuştuk, cümlelerimi birinci çoğul şahıs ekiyle çekimlediğim için, gözlerime bakınca ruhumu göremeyenler tarafından deli sanıldım. Hiç tanımadığımız insanların hikayelerini dinledikçe; üzerine annemin ilmek ilmek ördüğü battaniyeyi serdiğim kanepemde, köpeğimin sırtını sıvazlarken insanlık hakkında yürüttüğüm fikirlerin ve ahkam kestiğim tweetlerin ne denli sığ kaldığını fark ettim. Sizleri de masalsı bir serüvene atılıyormuşum hissiyatıyla heyecanlandırdıktan sonra bir klişe havuzuna itip cumburlop diye düşüşünüzü seyrettiysem de, bunu bu yaşınızda yaşamdaki sihri artık masallarda aramayın diye yaptım.

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember