METROPOL HAYVANLARI - Hakan Başer

97-98 yılları arasında bir akşamüstü sokaktan eve geldiğimde televizyonda gördüğüm bir haberi unutamıyorum. Belki de sokağa düşkün olan bir nesilden olduğum için haber beni çok etkilemişti. Çünkü o yıllarda biz gündüz okul, akşam ise genellikle sokakta olurduk. En büyük aktivitelerimiz sokakta oynanan oyunlar (saklambaç, 9taş vs.) ya da sokak hayvanlarını beslemekti. Eminim ki mahalle kültüründe yetişmiş olan birçoğumuz sokakta gördüğü bir yavru köpekle bağ kurup onu gizlice eve sokmayı denemiş ve annesinden fırça yemiştir. Bu neslin hala sokak hayvanları için kartondan yuvalar yapıp, kapılarının önüne mama bıraktıklarına ve yaşadıkları semtleri güzelleştirmeye çalıştıklarına inanıyorum.


Ülkemizin ulusal kanallarından birinin akşam haberlerinde verdiği haber bir grup yaban domuzunun İstanbul sokaklarında olmasıyla ilgiliydi. Haberin başlığı şu şekildeydi: “Metropolü domuzlar bastı.” Bugünkü ismi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olan, eski adıyla Boğaziçi Köprüsü ya da Birinci Köprü olarak bilinen köprünün Anadolu Yakası’nda görünen bir grup, yabani domuzu insanlar taş ve sopalarla kovalıyorlardı. Uzun bir süre kovalanan yavru ve yetişkin domuzlar köprü ayaklarına kadar ilerledikten sonra köprü altında denizin kenarında sıkışıp kalmışlar. En son taş ve sopa darbelerine dayanamayan ve bir hayli korkan domuzlar çareyi suya girmekte buldu. Haberin son karesinde gün batımına doğru ölüme yüzdükleri an ölümsüzleştirildi.


Dinin haram saydığı, toplumun eğlence sandığı, haber kanalınınsa reyting aracı olarak gördüğü bu olay aslında hızla büyüyen metropolün, genişleyerek yayılan beton yığınının doğayı yok etmesiyle ilgiliydi. Bizler kendi yaşam alanlarımızı genişletirken doğada yaşayan canlıların alanlarını kısıtlıyor ve alan yetersizliğinden gidecek yeri kalmayıp şehre inen masum hayvanları taşlayarak doğaya acımadan zarar veriyoruz.


2014’te okulumu bitirdikten sonra ilk sergim için oluşturacağım resim serisine başlamadan evvel konu ararken aklıma bu haber geldi ve bu toplumsal sorunu tema edindim. Yaşım ilerledikçe farkına vardığım bir hayli büyük ve detaylı problemlerin bir yerinden başlayacaksam eğer en temel toplum normlarından başlamam gerektiğini düşündüm. Çünkü sanatın her zaman bir şeyleri düzeltebileceğine inanıyorum.


Teknik olarak Dijital İllüstrasyonu seçtiğim bu seride dünyanın büyük metropollerinin boş sokak fotoğrafları üzerine hayvan silüetlerinin illüstrasyonlarını çizdim ve fotoblok üzeri dijital baskı formatında sergiye gönderdim. İlk olarak Yıldız Teknik Üniversitesi’nde (2015) sergilenen ve ardından başka galerilerde ve üniversitelerde sergisi gerçekleşen bu serinin bir diğer özelliğiyse ilk fotoğraf üstü dijital illüstrasyon serisi olmasıdır.

Umarım bu resimler günümüzde yaşayan insanlara ve gelecek nesillere; doğanın sahibi değil, bir parçası olduğumuzu hatırlatır.











  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember