top of page

Nil Sakman İle Yazmak Üzerine



  • Kimdir Nil Sakman? Aile, arkadaşlar, sosyal çevre kısacası sizi tanıyanlar, ne derlerdi sizin için?

Bauman’ın ‘akışkan modernlik’ ifadesiyle tanımladığı günümüz toplumunda hem kimliğe dair soruların hem de bu sorulara verilen yanıtların parçalı (farklı türlerde fragmantasyona maruz kalmış) ve seçkici (belirli anlatı parçalarından tutarlı bir bütün oluşturma çabasında) olması kaçınılmaz. Kimlik başkaları ile etkin diyalogda, hem bir arada hem de bir başına eylemlilikte, kendi sınırlarını keşifte hiç durmadan gelişen, dönüşen, anlam kazanan bir hâl. Elbette bunun anlamı insanın kendisini sürekli sıfırdan tanımlamaya kalkışması değil; kendi tarihini de göz önünde bulundurarak dönüşümün imkanlarına açık olmak sözünü ettiğim. Bu bağlamda kim olduğum sorusuna verebilecek bir yanıtım olmadığı gibi bu sorunun barındırdığı tehlikeler bakımından yanıtlanmaması gereken bir soru olduğunu düşünüyorum.


  • Yazma serüveniniz ilk nerede başladı?

Okuduklarım, yaşadıklarım, direkt ya da dolaylı deneyimlediklerim ve gözlemlediklerim üzerine soru sormaya başladığımda yazmaya başladım. Yani erkenden...


  • Yazarken ya da yazmaya başladığınız ilk anda ilham aldığınız herhangi bir olay ya da bir şey var mı? Öykülerinizi neyden esinlenerek yazarsınız?

İlham veren şeyler oluyordur mutlaka ama şudur diye adını koymak her vakit mümkün değil. Düşünmek için yazıyorum ben.


  • Yazmak tek bir kelime olabilseydi, ne olurdu?

Bellek.


  • Dili doğru kullanmak, kelimeleri özenli seçmek insanı yöneten bir şey. Siz dilinizi nasıl kuruyor, kelimelerinizi nasıl seçiyorsunuz?

Kelime seçiminde bile isteye ya da farkında olmadan oyun kurduğumuz anlar olduğunu düşünüyorum. Bu oyun kurma meselesini önemsiyorum. Hem gündelik hayatta hem de yazıda. Ortak bir kamusal ifade alanımızın kalmadığı bir dünya deneyimliyoruz. Kelimelerimiz benliğimiz ve dış dünya ile kurduğumuz ilişkilerin dinamikleriyle biçimleniyor; ancak dilin insanı yönetebildiğinden o kadar emin değilim. Bir yere kadar evet; ancak kesinlik arz etmiyor. Söylemsel alanın algıyı biçimlendirdiğini söylüyorsanız buna evet derim; ancak yine de orası da meydan okunabilecek bir yer her şeye rağmen. Ben edebiyatta dilimi metnin taleplerine göre kuruyorum; en azından buna gayret ediyorum diyelim.


  • Aklınızdaki okuyucu nasıl bir yerde? Yazarken okuyucuyu nereye koyuyorsunuz?

Yazarken okuru hiç düşünmem. Bana göre okuru düşünmek yazarın işi değil. Okuru düşünerek yazılan bir metin kendi potansiyelini daha en başından kaybeder.


  • Yazmadan hemen önce metinle ilgili notlar alır mısınız?

Çok sık ve her konuda not alırım.


  • Süreyya kitabı belki de en etkili kitaplarınızdan birisi. Peki onu bu kadar etkili k