OLMASAN OLMAZ BİR DÜZLEM


Her şey ama her şey, ilk günümüzden sonraki her günümüz, bizi biz yapmak için…


Bu varoluş serüveninde ister içgüdüsel olsun, ister tercihimiz, "kim olmak istiyoruz" düşüncesinde kalıyoruz. Bu bizi kendimize yabancılaştırıyor ve gerçek sorudan uzaklaştırıyor. Kimiz?


Şu an burada bu yazıyı doğurduysam ve sen orada bunu okuyorsan ve bir başkasına da okuyup okutturacaksan… Hadi bahsi arttıralım; var olduğum evrenin içinde geldiğim bu gezenin, doğum noktam'dan başlayıp, etrafımda oluşan çevre (ebeveynlerimden tut kardeşe, arkadaş, okuduğum okul, gezdiğim şehir, çalıştığım ortam, sevgilim, eşim, çocuklarım…) bu o denli büyük bir düzlemdir ki tahayyülü hafızamızda tutamayacak kadar geniş olabilir. Daha da detay veriyorum; zamanında, şu an aklında bile olmayan, bilmediğin bir sokaktan geçerken yanında yürümüş bir kedi ya da gayri ihtiyari kafanı kaldırıp gecenin karanlığında gökyüzüne bakıp, bir meteoritin atmosferi delip geçmesi, söz gelimi yıldız kaymasını gören gözlerin ve bunu algılayan bilincin yahut yürürken yanlışlıkla takılıp düştüğün taş… Beni , var olduğum hatta olacağımın bilinci dahil ve buna kendimle şahitlik ettiğim süreç boyunca kim olduğuma ve olacağıma karar verenlerdir. Yani diyorum ki; o ilk andan son ana kadar senin farkında olmadıkların-la birlikte, seni sen yapmak ve tamamlamak için orada oldular. O son anında sen kim olduğunu ortaya koyabilirsin artık. Ölümün ise bir başkasının tamamlanmasında elzemdi ve bu gerçekleşti.

Doğumun, senin sen olman için başlangıcın, birilerinin tamamlanması içindi ve yaşadığın süreçte öldürdüğünü dahi bilmediğin karınca da.. Buna yazgı demek mümkün. Peki ya ne için…



Resim: Michael Vincent Manalo  —  The Beginning of an End

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember