PARALEL DÜNYADA – 2


Babam ikna ediyor galiba, babama verdiği paradan anneme de verecekmiş. Anneme para falan vermeyecek biliyorum ama umurumda değil. Yeter ki ben buradan gideyim. Telefonda muhtarla konuşuyor. Dinlemem lazım: Saat 12, imam, nikâh.


Evet. Anlaştılar. Annem ‘’Eşyalarını topla. Yarın imam gelip nikâhı kıldıktan sonra gideceksiniz.’’, diyor. Amcamlar geliyor. Çok kızgın amcam. ‘’Ne oluyor? Kızı köpek veriyormuşsunuz gibi veriyorsunuz tanımadığınız birine!’’ bağırıyor babama.


Sonra bağrışmaya ve uzun bir süre birbirlerini bir şeylerle veya her şeyle suçlamaya devam ediyorlar.


Yengem bir köşeye çekiyor ‘‘Bak kızım. Bunu aklında hep tut. Evlilikte en zoru yatağa katlanmaktır. Yatağa katlanırsan gerisi kolay!’’ Yatağa katlanmak… Ben bunu bilirim. Dişlerimi sıkmayı, gözyaşımın akmaması için gözlerimi sıkıca kapatmayı iyi bilirim.


Her gece yastığımın altına koyduğum ama bir türlü çıkarmaya cesaret edemediğim bıçağı her an göğsüne saplamamak için avcumda sıkarak bir an önce bitmesi için saniyeleri saymayı iyi öğrendim. Ensemde o iğrenç nefesi hissederken kusmamak için yutkunmayı öğrendim. O, yaşadığı hazzın zirvesine ulaşırken öfkeden ve nefretten boğazına yapışmamak için, dişlerimi beynimde hissederek yastığı ısırmayı öğrendim.


İmam, babam ve o adam geliyor.


Demek birisi benim için para ödemiş. Birisi beni para ödeyecek kadar değerli görmüş.


Yüzüme üzülüyormuşum gibi ifade vermem lazım, ayıp olmasın diye. Öyle derler bizlerde. Kız evden giderken ağlaması lazımmış. Ağlamıyorsa yüzsüzdür.


Biraz zor olacak gibi, içimde umudun verdiği bu kadar heyecan varken!



Ben gideceğim. Ne olacağı, sonu nereye varacağı fark etmeksizin gitmek ne muhteşem bir duyguymuş. Bu zamana kadar bu köyden gidenlerin arkasından hep hasetle baktım. Gidenler yüzlerine sahte bir üzüntü ifadesi takarlar. Aslında gittikleri için çok mutlular ama buradan kurtulduklarına sevindiklerini belli etmemeleri lazım. İşleri halledip döneceğiz derler ama hiç dönmezler. Ara sıra arayıp; ‘’Çok özlüyoruz oraları. Oradaki sıcaklığı, yakınlığı burada bulamıyoruz!’’ diye yakınırlar. Yalandan yakınlığınız batsın.


Şimdi ben gidiyorum. Gitmek kelimesini çok sevdim. Çünkü gitmek umuttur. Daha yaşanabilir bir hayatın umudu. Çünkü gitmek bir eylemdir. Burada yaşadığın acizliğe karşılık bir eylem. Nasıl bir yere gideceğimin hiç önemi yok.


Burayı terk etmek, o kâbus geceleri bir daha yaşamamak…


Gidiyorum.


Aklımda ‘’en zoru yatağa katlanmak’’, elimde çantamdaki kâbus gecelerin işlevsiz bıçağı.


Bildiğim bir şey daha var. Buralarda kadınların sessiz çığlıkları göklere yükselip başınıza belalar yağdırır. Bu çığlıklar dinmedikçe, bu topraklarda dertler eksik olmayacak.

 

(Gerçek olaylardan esinlenmiştir. İsimler uydurmadır.

Bu hikâyeyi benimle paylaşan çok değerli arkadaşıma sonsuz teşekkürler.)


 

Resim: Daniel Richter

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember