top of page

SELAMLAMA

25 senin yaşın, senin benim hayatımın seyrini değiştirdiğin yaş. Başıma ne geleceğini bilmeden inandığım olgunluğun simgesi, simgeler beni hep korkutur. Aslında sadece bir sayı 25, ama arkasında benim bazı kapılarımın anahtarları var. Artık ne kızıyorum ne üzülüyorum ne de özlüyorum ama o hatırlamak var ya, oymuş işte insanın çapası, kaç kaçabilirsen. Eski yazılarımdan hatırlıyorum gerçi, kaçamayacağımı anlamış en azından çözmenin derdine düşmüştüm. İyice ilerlemek için ağırlıklarımı bırakmam, düğümlerini çözmem gerekiyordu. Şükür ki çözdüm. Artık öyle bir mesafeden bakıyorum ki o zaman dilimindeki sana, bana ve olduğunu zannettiğim bize... Aynı tamamlanmış bir puzzle gibi, böyle çok parçalısından. Küçük küçük, sinir bozucu derecede kendini ve yerini belli etmeyen o küçük parçalarda buldum sonra yerleştire yerleştire resmi oluşturdum. Artık öyle bir mesafeden bakıyorum ki, neyin nereye ait olduğunu saniyesinde anlayabilecek kadar tamamladım ben o puzzle‘ı. Sinir bozucu bir oyun değil artık o, zaten buluyor olduğunun tatminiyle, sadece başarının nişanesi olsun da bitsin diye koyulan parçalarla tamamlandı. Puzzle‘ı da hiç sevmem. Neyse ki bitti diye düşündüm bir süre. “Bir daha da almam hayatıma, akıllandım!” dedim kendi kendime. Küçük kız çocuğu seni, naifliğiden öperim…