TOPLUMSALLIKTAN BİREYSELLİĞE: SAVAŞMAK

Şiddet, toplumun her zerresine bir kanser hücresi gibi hızla yayılmış durumda. İnsanlık yüzyıllardır şiddetten ve savaştan kaçamamıştır. Kaçmak gibi bir kaygısı olup olmadığı da aslında bir muamma. Ekonomik üstünlük elde etmek için girişilen tüm savaşlar özünde hiçbir tarafın tam manasıyla “kazancıyla” sonuçlanmamıştır. Savaş kanlı ve şiddetli bir eylemdir. Herhangi bir savaştan kazançlı çıktığını sanan topluluk ölümlerin yarattığı tahribatı görmezden gelmektedir. Ekonomik kazanç sadece belirli bir zaman dilimini kazançlı kılar. Fakat girişilen her savaşın sonucu uzun vadede bir kayıptır. Benliğinin kayıp halkasını arayan insanlık her savaşta benliğinden biraz daha uzaklaştı. Mutluluğunu ekonomik temeller üzerine inşa eden insanlık, ekonomik savaşlarda kazandığı üstünlüğü mutluluk gibi içsel değerlerde tümden yitirdi. Bu açıdan bakıldığında savaş, hiçbir taraf için zaferle neticelenmez.


Avcı-toplayıcı dönemde insanlık, beslenme ihtiyacını gidermek amacıyla savaşarak elde ettiği besin kaynağının insanlığın genetik yapısına kattığı öldürme dürtüsünü geleceğe taşımıştır. Geçmişin cinayetleri genetik kodumuzda yüzyıllardır varlığını sürdürdü ve sürdürmeye de devam edecektir. İnsan, tabi ki tümden genetik yapısının esiri değildir. Çevresel etkenler de içimizdeki dürtüyü tetikleyebilir. Fakat günümüz modern toplum yapısı içinde dahi şiddet mutlak varlığını korumaktadır. Toplum yapısı içinde bireyler tümden dönüşmediği müddetçe şiddet de tamamen yok olmaz. Ekonomik kaygıdan kaynaklı savaşlar halen daha her cephede gerçekleşmektedir. Sadece devletlerarası ekonomik güç savaşını kastetmiyorum, toplum başarı kavramının etrafında şekillendirdiği yeni bir savaş başlattı. Kariyerinde başarı kazanma hırsıyla perçinlenen bireyler ekonomik savaşları sürdürmeye devam etti. Başarı kavramını ekonomik kazanç ve aldığı unvan özelinde değerlendiren insanlık savaşını devletlerden ödünç alıp bireyler arasına taşıdı. Ekonomik savaşlar bitmekten ziyade modernleşmeyle birlikte şekil değiştirdi. Makro boyutta gerçekleştirdiklerini mikro ölçeğe indirgeyerek genetik kodumuzdaki dürtüyü çevresel etkenlerle şekillendirdi. Yani savaşları küresel boyutta yaşama halimizin evrimleşmesine yol açarak savaş miktarında çoğalmaya gitmişiz. Savaşma konusunda hem şekil değiştirmiş hem de çoğalarak uzmanlaşmışız. Peki ama biz insanlık, savaşmak meselesini neden böylesine ciddiye almışız?

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember