“Uzak Yakın” BASE İstanbul 2020


Bu yıl 4.sü düzenlenecek olan, “Yeni nesil sanatçı platformu” Base 2020 seçkisi 20-25 Kasım tarihlerinde Tophane-i Amire ev sahipliğinde seyircisiyle buluşacak. Sergi eş zamanlı olarak BASE İstanbul’un internet sitesinden de izlenebilecek. Etkinliğin düzenlenme amacı Türkiye’nin genç yetenekleri olan sanatçılar ve eserlerini izleyiciyle buluşturmak üzere bir köprü oluşturmak. BASE seçkisi içinde; resim, heykel, yerleştirme, seramik, fotoğraf, video, cam ve grafik tasarım gibi farklı sanat dalından yaratımlar bulunuyor.



Sergiye ek olarak “BASE Talks” programını da bünyesinde barındıran etkinlik, bu yıl ilk defa çevrimiçi platforma taşınıyor. 20’yi aşkın panel ve 30 konuşmacıyla BASE İstanbul’un web sitesinden canlı olarak takip edilebilecek. Serginin temasını ‘Uzak Yakın’ olarak tanımlayan küratör Derya Yücel şu sözleri de ekliyor; Sanat, uzaklıkları ve yakınlıkları bir “buluşma” konumuna getiren diyaloğu başlatabilir. Sergiler, özgün bireysellik ile toplumsal/kamusal karşılaşmanın yaşandığı, sanatçı ve izleyici arasındaki iletişimin başladığı ortak bir alan yaratma potansiyeli taşıyabilir… Ve genç sanatçılara ithafen sözlerine devam ediyor: “Yeni nesil genç sanatçılar, uzak bir geçmişi ve yakın bir geleceği kendi şimdiki zamanları içinde parantez içine alıyorlar. Yaşamda olduğu gibi sanatta da yalnızca tek bir istikametin olmadığının, mekânsal ve zamansal mesafelerin inşa edilebilir ya da yıkılabilir olduğunun bilincinde kalarak hayatın ve sanatın birbirine temas ettiği bir ufuk çiziyorlar.”


Her yıl olduğu gibi bu yıl da oy çokluğuyla belirlenen seçkiler, 76 üniversite ve 1194 başvuru arasından toplamda 32 üniversiteden 102 sanatçı olarak belirlendi. Hınç Sanat Haber olarak, bu seçilen sanatçılardan biri olan Ayşegül Yapar'ı mercek altına aldık.


  • Merhaba Ayşegül, kendini okuyuculara tanıtır mısın?


Merhaba, ben Ayşegül. Doğma büyüme İstanbulluyum, güncel olarak da İstanbul’da yaşıyor ve çalışmalarıma devam ediyorum. 8 yaşında ‘Ben ileride ressam olacağım!’ diyerek yola çıktım. Çocukluğum itibari ile resim mecrasında kendimi geliştirmeye başladım. İlkokul sonrası Saint-Benoit Fransız Lisesi’nde eğitimime devam ettim, lise yıllarım kendi kendime çizim yapmakla geçti, Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı bölümünü kazanmam ile birlikte sanat eğitimi almaya başladım ve diğer sanat mecralarını deneyimleme imkanı buldum. Sanatım için ilham aldığım kaynakları sınırlandırmak istememekle beraber güncel olarak sanat tarihi ve psikoloji alanları ile yakinen ilgileniyorum. Yalnızca yazılı kaynaklar değil, gözlem ve dinleme yolu ile insanları okumayı çok seviyorum.

  • Sanatın ve eserlerinin senin nezdinde bir tanımı var mı? Varsa nedir? Yoksa neden?


Hem var hem yok. Sanat eserlerini tanımlamak bana bir nebze eser ve eserden beklenti ilişkisini çağrıştırıyor. Eser ve tanımlama kelimelerini bir arada kullanmayı tercih etmiyorum; bunun sebebine sergiyi, içeriğini ve sanat eserlerini kısıtlayabilme olasılığından çekinmem diyebilirim. Gerçekten sanat eserlerini tanımlamamız veya anlamamız gerekiyor mu? Neyi ne kadar bütünüyle anlıyoruz, tanımlayabiliyoruz? Bugünden geçmişte yaptığım eserlere baktığımda bambaşka çıkarımlarda bulunabiliyorum, zaman içerisinde eserlerinde tavrı değişebiliyor. Kesin bir kanıya varmak benim için zor diyebilirim. Yalnızca izleyicilere teknik açıdan ve ana başlıklarla tanımlama yapmayı tercih ediyorum.

  • Bazı sanat çevrelerince, eserleri anlamlandırmak adına belirli çizgiler mevcut. Sence bu çizgiler ne kadar belirgin ve kadarı sanatın için geçerli?


Bahsettiğiniz çizgiler post-modern çağın getirileriyle beraber gittikçe şeffaflaşmakta. Bu dönem için gözlemlediğim, artık her şeyin bir sanat eseri olarak sayılmasının sanatı ve sanatçıları kısır bırakabilmesi. Kendi adıma mecranın sınırsızlığının bazı zamanlar beni de köşeye sıkıştırdığını ve sınırlandırdığını hissedebiliyorum. Bir sanatçı olarak sadece resim yapmıyorum, eserlerimde sıra dışı materyallerde kullandığım oluyor. Resmin “çokta revaçta olmadığı” bu dönemde yeni bir teknik, yeni bir materyal, görünmemişi gösterme gayesi bir baskı oluşturuyor diyebilirim. Fakat ben bu baskıyı omzumdan çoğu zaman şu cümlelerle silkiyorum; bir yazar nasıl sıfırdan yazı yazmayı bulmuyorsa, sanatçılarda birtakım ritüelleri taşıyarak belli bir noktada replika üretiyor ve benim resimlerimde dünya üzerindeki binlerce resimlerden birkaçı. Özünde her şey parmak izi gibi tek ama aynı zamanda aynı değil mi?


Sergi, HES kodu gibi belirli sınırlamalara tabii olarak ücretsiz bir şekilde gezilebilecek. Ziyaret günü ve saat aralıkları için kayıt olunması da zorunlu. Detaylara www.base.ist ulaşabilirsiniz.

https://kultur.istanbul/event/base-uzak-yakin


  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember