VİRGİNİA WOOLF

Öncüsü olduğu anlatım tekniğiyle, intiharıyla, kurgu ve kadınla ilgili düşünceleriyle edebiyat dünyasında iz bırakmış bir yazar.

25 Ocak 1882 Londra’sında dünyaya geldi Virginia Woolf. Yazar Sir Leslie Stephen ve manken Julia Stephen’ın evliliğinden doğan beş çocuktan dördüncüsüydü. Virginia Woolf yazar bir babanın kızı olarak döneminin eşit olmayan eğitim sistemi içinde diğer kadınlara nazaran daha şanslıydı. Fakat hangi açıdan baktığımıza göre değişen bu şanslılık hali tek başına yeterli değildi. Çevresinde saygınlığıyla bilinen Leslie Stephen farkında olmadan kızını güçlü kişiliğiyle eziyordu. Buna rağmen Virginia’nın izinden gittiği kişi babası oldu ve daha küçüklüğünde karar verdi yazar olmaya. 13 yaşında annesi Julia Stephen’ı kaybeden Virginia ilk krizini o zaman yaşadı. 1941’deki intiharına kadar da dönem dönem buhranlar geçirdi.

Bloomsbury Grubu

Döneminin züppe sanatçı topluluğu olarak görülen fakat öz itibariyle özgürlükçü ve entelektüel bir yapıya sahip olan Bloomsbury grubu Virginia ve kız kardeşi Vanessa tarafından kuruldu. Baba evinde genellikle yaşlı aydınlarla zaman geçiren Stephen kardeşler babasının ölümünün ardından Bloomsbury mahallesine taşınarak orada kendi aydın çevrelerini oluşturmuştur. Bu sanatçı topluluğu döneminin burjuva alışkanlıklarına ve cinsel tabularına karşı bir nitelikteydi.

İngiltere’de insanlar, ekonomik sınıfsallığın dışında kafa yapılarına göre high brow (yüksek alın), middle brow (orta alın) ve low brow (alçak alın) olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Bloomsbury topluluğu ise “high brow” olarak bilinmekteydi ve bu daha seçkin olarak nitelendirilen bir beğeni zevkine sahip olmak demekti. Bundan mütevellit topluluk üyeleriyüksek bir beğeni eşiğine sahip olmasının da etkisiyle snob(züppe) olarak değerlendirildi. Fakat tek sebep bu da değildi. Bloomsbury grubu özgür yaşam tarzları, eşcinsel birlikteliklerive grup içi karmaşık ilişkileri sebebiyle de döneminin baskıcı tutumuna ters düştüğü için toplum tarafından fazlasıyla yadırgandı.

Leonard ile Evliliği

Virginia, Leonard Woolf ile 1912 yılında evlendi. Leonardkarısına aşıktı fakat Virginia cinsel anlamda erkeklere karşı hissiz bir yapıdaydı. Buna rağmen tümden hissiz değildi, Leonard’a karşı yoğun bir sevgi ve saygı duyumsamaktaydı.Birliktelikleri uzun ömürlü ve dostane bir nitelikteydi.

Virginia’nın kaleminin gelişmesinde başlıca etkenlerden biri Leonard Woolf’la olan evliliğiydi. Virginia yazar bir babanın kızıydı, buna karşın Viktoryen dönemin cinsiyet eşitsizliğiyazın alanında da etkindi. Virginia döneminde tanınan bir yazar değildi. Bu sebeple kitap basımı konusunda yayınevleriyle uğraşmak alıngan ve aşırı duyarlı olan Virginia için zorlayıcı bir etken olabilirdi. Leonard’ın 1917 yılında Hogarth Press isimli yayınevini kurması Virginia’nın yaratıcılığını bu tip zorlayıcı etkenlerden arındırdı. Eşinin edebi dehasına hayran olan Leonard yazın konusundafazlasıyla destekleyici bir rol üstlendi. Virginia güncesinde,istediğini yazma ve yazdıklarını bastırabilme konusunda İngiltere’deki en özgür kadın olarak nitelendirdi kendisini. Bu dediğinde haksız da sayılmazdı.

Vita ve Orlando

Erkeklere karşı cinsel anlamda hissiz olan Virginia, kadınlara karşı daha tutkuluydu. Bu tutkuyu Vita ile yaşadı. Fakat Virginia cinselliğe istekli biri değildi. Tutkulu bir aşk yaşadığı Vita’yla dahi öpüşmeden ve ufak dokunuşlardan öteye geçmemişti. Vita, Virginia’ya yazdığı bir mektubunda “yüreğinden çok beyninle hoşlanıyorsun insanlardan” diyerek yakınır. Virginia tutkulu biri değildi. Yazdığı kitapların çoğunda cinselliğe ve tutkuya yer vermeyen Virginia sadece Orlando kitabında bu kalıbını kırmıştır. Ki Orlando karakteri pek çok açıdan Vita’ya benzetilir. Bu eser Virginia ile Vita aşkının bir meyvesi olarak görülmektedir.

Orlando androjin bir karakterdir, hayat hikâyesinin ilk yarısında erkekken sonraki döneminde uzun süreli bir uykudan uyanıp kendini kadın olarak bulur. Bu değişimin nedeni belirsizdir fakat herkes bir şekilde bu duruma uyum sağlamıştır. Bu geçiş Orlando’nun karakter yapısında hiçbir değişim yaratmaz. Kişilik özellikleri cinsiyetle ilgili değildir zaten. Ayrıca Orlando ilginç bir şekilde ölümsüzdür, 1600’lü yılların İngiltere’sinde başlayan hikaye 19’uncu yüzyıla kadar sürer ve Orlando hala yaşamaktadır. Parodi bir biyografi olarak nitelendirilmektedir bu eser. Orlando 1992 yılında filme uyarlanmıştır.

Bilinç Akışı Tekniği

Bilinç Akışı karakterin iç dünyasını olduğu gibi ortaya koyan bir anlatım tekniğidir. Bu sayede iç monoloğuna kulak misafiri olduğumuz kurgusal karakterin zihin yapısını daha iyi özümseriz. Fakat karakterin parça parça düşünceleri ve anlık duygu değişimlerine tanık olduğumuz için metnin takibini yapmakta zorlanmamız da olası. Bu teknikle yazılan eserler okunurken yoğun bir dikkat gerektirir. Virginia Woolf bu teknikle başarılı eserler vermiş öncü yazarlardan biri. MrsDalloway, Deniz Feneri ve Dalgalar, Woolf’un Bilinç Akışı tekniğiyle yazdığı kitaplardandır. Özellikle Mrs Dalloway bu teknikle yazılmış en başarılı yapıt olarak görülmektedir. Virginia, Mrs Dalloway’de kendisinin de hayatını etkilemiş olan delilik ve intihar temasını işlemiştir.

“Ölüm savunmaydı. Ölüm iletişim kurmak için bir çabaydı; gizemli bir biçimde kendilerinden uzaklaşan öze yaklaşmanın imkansız olduğunu hissediyordu insanlar, yakınlık uzaklaşıyordu; insan yalnızdı. Ölümde bir kucaklaşma vardı.” (Mrs Dalloway)

İntiharı

Virginia’nın hayatını derinden etkileyen başlıca durum manikdepresif olması ve dönem dönem sarsıcı buhran anları yaşamasıydı. Güncesinde de iç dünyasında yaşadığı çöküş hissedilir seviyedeydi. 25 Ekim 1920 tarihli güncesine şu satırları yazar: “Neden hayat böyle acıklı; dipsiz cehennem uçurumunun üstünde asılı incecik kaldırım şeridine neden bu kadar benziyor. Aşağı bakıyorum, başım dönüyor. Nasıl becerip de sonuna kadar yürüyeceğimi kestiremiyorum.”

Virginia Woolf 28 Mart 1941 yılında ceplerine taş doldurarak Ouse nehrinin sularına kendini bırakır.

Virginia’nın mezar taşında Dalgalar kitabındaki şu alıntı yazmaktadır: “Kendimi sana doğru savuracağım, yenilmeksizin ve boyun eğmeden, ey ölüm!”

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember