YERİN ALTINDAN BUGÜNE

Eski çağların bıraktığı izler bugün hâlâ ilgi ve merakı tetikleyen bir etmen. Bunun birçok psikolojik, sosyolojik ve varoluşsal nedeni olduğu fikrindeyim. İnsan varlığını, yaşayış şeklini, toplumunu, yurdunu ve daha birçok şeyi ortaya çıkaran arkeolojik buluntular bugünün mümkün olan tek zamanda yolculuk aracı. Geçmişini belirlemek için özüne bakmak, özündeki sesleri, adımları duyma isteği bu alanın daha da önemli olmasına sebep oluyor.

Ancak hâlâ açıklanamayan buluntular var. Bu zamana kadar bulunmuş fakat hâlâ açıklanamamış bu buluntular insanı büyüleyen yapısını koruyor.

Örneğin: Kleopatra’nın mezarı. Kleopatra ile Marcus Antonius M.Ö. 36 yılında da evlendi. Ancak bir süre sonra Roma İmparatorluğu’nun kralı olan Antonius’la diğerleri arasında çatışma olunca Kleopatra ile Mısır’a kaçmak zorunda kaldılar. Daha sonra Kleopatra’nın kendini zehirleyerek öldüğü ve bunun sonucu Antonius’un da kendini bıçakladığı rivayet edilir. Kleopatra’nın mezarının tam yeri ise hâlâ bilinmiyor. Zamanla bağlantılı olarak da belirlenemeyen bu mezar hâlâ gizemini koruyor.


Büyüleyici yapıtlardan bir diğeriyse istisnasız Mısır Piramitleri.

Mısır Piramitleri, MÖ 2551 yılında tamamlandı. Yüzyıllar süren varlığındaki gizler insanı büyüleyen nitelikte. Birkaç yıl içinde gizemi yeni yeni çözülen Mısır Piramitleri gizi açıklanmış olsa da büyüsünü koruyor.

Kayıp Atlantis hepimizin merak ettiği ve bizi etkisi altına alan bir arkeolojik sır olarak bilinmekte. Birçok mitolojik yan barındıran Kayıp Atlantis’i 2011 yılında arkeolog Richard Freund ekibiyle birlikte Cadiz kentinde Atlantis şeklinde inşa edilen anıt şehri buldu. Bunun yanı sıra Platon, kitabında Atlantis’in imparatorluk olduğundan bahseder ancak kitabın diğer kısmının kayıp olmasından dolayı Atlantis’in hikâyesinin bir kısmı hâlâ kayıp.


Paskalya Adası gizemli heykelleriyle büyüleyici özelliğe sahip. Bu ada, Şili kıyılarından üç bin altı yüz kilometre uzaklıkta yer alıyor. Her tarafı büyük insan heykelleriyle dolu ada ilk olarak 1687’de keşfedilmiş. Bu dev heykellere “Moai” adı veriliyor. Süren çalışmalar çerçevesinde gizeminin çözüldüğüne inanılan bu taşlar hâlâ varlığı nedeniyle büyük bir ilgi görüyor.


Tarihten bugüne uzanan diğer buluntulara baktığımızda ise inanılmaz keşifler görüyoruz. Örneğin Güney Afrika’daki bir mağarada pişirilmiş sebze kalıntıları bulundu. Bu da en eski çağlardan başlayıp günümüze uzanan süreçte “bitkileri pişirme” tekniğinin eskiliğine dair bir kanıt.


Bir diğer ilginç buluntu Vezüv Patlaması. Vezüv yanardağı patlaması sırasında ölen adamın beyin dokusu camlaşmış şekilde bulundu. Bunun nedeninin, yanardağ içerisindeki lav sıcaklığının çok yüksek olmasından dolayı olduğu söyleniyor.

Örneklerinin çoğaltılabileceği bu buluntuların ortak özelliği hepimizden izler taşıyor ve insanı etkisi altına alıyor olması. Çözülecek, gizemine geri dönecek, bulunup araştırılacak yüzlerce yapıt daha var.

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember