ZAMANIN DOĞURDUĞU

Kaldır götünü! Ya da kaldırma. Ne yapsan yap zamanın işine yararsın. Kaldırırsan belki yemek yaparsın, belki bir kahve içer, dolanırsın, birileriyle konuşur ya da bir kediyi okşarsın. Ya da kaldırdığın götün-le sıçarsın! Kaldırmasan da dert etme, aklın zamanda birileriyle konuşur, öper bir kuşu, dolanır tabanların sokaklarda çatırdata çatırdata. Ne değişti zaman bağlamında. Hiç bir şey. Uzaktan bakmak çok zor değil mi? Sanki zaman, sadece senin için varmış gibi, sana akıyor, seni istiyor, senden kaçıyor. Hissettiğin zamanla gerçek zamanın arasında bir fark arayanlar yanılırlar. Hissettiğinde, gerçek

zamanın içindedir. O senin hissetmen-le vardır zira. Ama hep bir sorunumuz vardır onunla, sadece bizimmiş gibi bir durum bizi istemsiz geçmişe ya da geleceğe düşürür. PAT diye bak nereye götüreceğim şimdi seni.


Zaman doğduğumuz anda bir yerde ve insan bedeni ve ruhunda devinen ve değişen ve somut anlamda hissedemesek de içimizde yaşayan. Hatta bak. Dur! Zamanı sadece on saniye düşünmeye ve bu düşüncenle hissetmeye çalış.


Hissedemiyoruz değil mi? Fakat içgüdüsel bir şey var içimizde bununla ilgili. Ve biz içgüdüsel olarak zamanla doğuyoruz aslında, zamanda değil. Zaman o an doğumumuzdan doğuyor sadece, bize ait gibi. Çok değerli sansak da umursamadığımız bir söz gelimi. Herkesin aklının ucunda oturmuş beklese de gördüğümüz yok. Ta ki mutsuzluk hissedene dek, ta ki özlem hissedene dek, ta ki öfke, neşe, bir duygu hissedene dek… Geçmiş dediğimiz önceden yaşadıklarımız geçtiği an havsalamızdan, yine zamanı his noktasında hissetmeden, ve fakat içgüdümüz eskiye gidererek beklide zamanı yavaşlattığımızı düşünüyor. Yani ölüme gebe olan doğumumuz ve içgüdüsel yaşama isteğimiz bizi eski zamanımıza düşmemizi ve hissettiğimiz zamanı uzattığımızı varsayıyor. Yaşlılar da hep bu yüzden gençlik anılarını anlatmazlar mı? Ya bizler, antikalara merak salgınlığımız ve çocukluk oyunlarımızı hatırlayarak bilahare sigaralarımızı bile artık sarma kâğıdı-y-la sararak yavaşlattığımız… Anda

bilmediğimiz ama korkusunu ancak hastalanıp, kaza sonuçlarında gerçekten hissettiğimiz korkumuz. Ölüm! İçgüdümüz bunu biliyor ve ona daha uzak hissetmek için yaptıklarımızı yavaşlatmamızı sağlıyor. Zaman! Uzaktan bakmayı tahayyül edemediğimiz, izafiyetini anlamlandıramadığımız ama bir kişiliği var sanki göt oğlanının demek geliyor zamanın içinden zamana.


Kim bilir zamanın ötesinde yaşayan var mıdır? Kim bilir zamanın ötesinden ziyade anda kalan var mıdır? Ya da kim bilir ki zaman dışı sonsuzluğu seçenlerin sonu nasıldır? Saatin ölçebileceği bir zaman parçasını anda bırakıyorum.


Zira,

kim ne yaparsa yapsın ve ne derse desin tek tek kalacaktır zamanın içinde!



Resim: Salvador Dali

  • Instagram - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Spotify - Siyah Çember